Çok Yakında

Yıl biterken…

Aralık 26th, 2016 | by Ümit Demirci
Yıl biterken…
Yazarlar
0

(Paranın Rengi… Ümit Demirci’nin Kuzey’in Aralık sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

umit-demirci-yazar

Ülke olarak öyle bir yılı geride bırakıyoruz ki, Allah bir daha böyle olaylar yaşatmasın kabilinden.

Geçen yıl başında; ülkemizde yaşanan seçim ve bir önceki yıl sonundan alınmış Rusya krizi etkileri ile zor bir yıl geçiriyorduk zaten. Bir dostumun söylediği gibi “beş yılda bir krize alışmıştık da bir yıl da beş kriz fazla geldi.”

Aylık rutin FED bu ay ne yapacak diye fallar açıldı. Dip yaptı denilen petrol fiyatları Ortadoğu kriz ve savaşları neticesinde tekrar yükseliş trendine geçti.

Rusya’ya önce petrol fiyatları ile ayar verilmeye çalışıldı. Herkes dünyada ki tek hakim gücün, ABD olarak kaldığında hem fikirdi neredeyse.

Ancak özellikle Suriye de yaşanan gelişmeler ve yapılan Irak operasyonu da bizlere gösterdi ki yeni bir dünya kurgulanıyor.

Dünya bu yılı büyük depremler ile geride bırakırken, ekonomik depremler de ülkeleri ekonomik anlamda derinden etkilemeye devam ediyor.

Kimsenin hatta başlarda kendi partisinin bile kale almadığı Donald Trump bir anda başkanlık koltuğuna oturuverdi. Kesinlikle böyle bir şey yaşanmaz diye yorumlar yapıp kendilerini yatıştırmaya çalışan ekonomistler şok sonrası pozisyonlarını almaya çalışıyorlar. Söylediklerinin dörtte birini yaparsa yeni başkan vay dünyanın haline deniyor şimdiden.

Trump kazanırsa Amerikan doları almak lazım, Clinton kazanırsa altın almak lazıma kadar geldi iş. Ve Trump sonrası kur tüm dünyada özellikle gelişmekte olan ülkelerde bir anda zirve yaptı. Her gün yeni bir rekor yaşanıyor maalesef. Meksika ve Türkiye en fazla etkilenen ülkeler olurken, bir anda yüzde 15’lik bir devalüasyon ile karşı karşıya kaldık.

Bunun yıl sonu etkisinin enflasyona etkisi de kabaca yüzde 2 olacak gibi. Yani yüzde 10’luk bir enflasyon ve maalesef hedefin çok uzağında bir büyüme ile yıl kapatılacak. Kamu borçlanmasında döviz pozisyonlar düşük ama aynı şey özel sektör borçları için geçerli değil ve korkulan da bu taraf zaten.

Bazı konu dışı kişiler kur artışını ABD düşünsün diye yorumlar yapıyor. Ancak özellikle darbe girişimi sonrası bozulan ekonomik sistemimiz durma noktasına geldi. Turizm ve faiz indirerek konut satışını hareketlendirecek tedbirler, vergi afları ile ekonomi canlı tutulmaya çalışıldı.

Tüm bu tedbirler, faizlerin indirimi ile ilgili atılan adımlar iyi ve olması gereken adımlar. Ancak ülkemizde kur en duyarlı olunan olguların başında gelir. Türkiye’de kur çıktı mı, moraller bozulur maalesef. Çünkü ülkemiz dünya pazarında satan değil, alan konumunda maalesef.

Kur’da yaşanan artışlar girdi maliyetlerini direkt ilgilendiriyor. Girdi fiyatları artınca bu vatandaşa zam olarak geri dönüyor. Hepimiz az ya da çok fakirleşiyoruz dolayısıyla. Satıcı malı yerine aynı fiyatla koyamayacağı için mal satmak istemiyor.

Alıcılarda da ciddi bir güven ile ilgili beklenti mevcut. Ele alınan her data veya rakam sonunda bir “ama” bağlacı var. Bildiğiniz üzere ama kendinden önce ki tüm yorum ve ifadeleri çöpe atan bir bağlaç.

Ülke olarak “ama”ya bayılırız biz. Kazanacaktık ama, hakem izin vermedi. Biliyordum ama, aklıma gelmedi. Sorular kolaydı ama, süre yetmedi. Gibi, gibi,…

Ekonomide hiçbir şey iyi de kötü de sonsuza kadar gitmez. Bizde gündem o kadar hızlı değişiyor ki, rakamlar bile artık tepki vermekte zorlanıyor. Peşin peşin yaşanan tepkiler var. Ülke olarak dünyadan ayrıştığımız yer ise iç dinamikler. Amerikan Doları karşısında zaten herkes aynı derecede etkilenirken, ülkemizde üzerine yaşanan terörle mücadele, HDP krizi, Cumhuriyet gazetesi ve gerginleşen AB ilişkileri.

Artık başkanlık sistemi konusunda anlaşıldı gibi duruyor. Referandum ihtimali de rafa kalkmış gibi.

Balkan ve Baltık ülkelerinde Rusya yanlısı siyasetçilerin seçimleri kazanması derken gündeme Şanghay Beşlisi oturuverdi. Nedir bu Şanghay Beşlisi.

1996 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin Şanghay kentinde Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Çin ve Tacikistan ülkelerinin katılımıyla adına “Şanghay Beşlisi” denilen bölgesel güvenlik alanında derin işbirliğini öngören bir oluşum. 2001 yılında Özbekistan da bu oluşuma katılınca ismi “Şanghay İşbirliği Örgütü” olarak değiştirildi. 2015 yılında Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nde düzenlen Şangay İşbirliği Örgütü (Shanghai Cooperation Organization -SCO) liderler zirvesinde konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Bugünkü zirveyle, örgütün gelişiminde yeni bir dönem başlıyor. SCO kurulduğundan bu yana ilk kez Hindistan ve Pakistan için yeni üye kabul prosedürü başlatılıyor” demişti. Vladimir Putin, Hindistan ve Pakistan’ın katılımıyla Şangay İşbirliği Örgütü’nün gelişiminde yeni bir dönemin başladığını söylemişti.

Örgütün yeni üyeleri olan Hindistan ve Pakistan daha önce gözlemci ülke statüsünde yer alıyordu. Türkiye ise yeni katılacak ülkeler (Azerbaycan, Ermenistan, Kamboçya, Nepal) yanında Sri Lanka ile birlikte diyalog ortağı statüsünde bulunuyor.

Birlikten ilk gelen tepkiler de doğal olarak olumlu yönde. Ancak ülkemizde yaşanan kur ve faiz savaşları, Merkez Bankası’nın alacağı tedbirler ve piyasa döngülerinin tekrar çalışması ve kreditör konumundaki banka ve yatırımcıların risk iştahlarının tekrar açılması süreçleri belirleyecek.

Sonuç olarak biz bu krizi de iyi kötü atlatırız ama…

Yorumlara kapalıdır.