Çok Yakında

Yekten söyleyeyim, Galatasaray ağır favori

Ekim 21st, 2017 | by Mert Ezici
Yekten söyleyeyim, Galatasaray ağır favori
Türkiye
0

1. G.Saray-F.Bahçe derbisi

Yekten söyleyeyim, Galatasaray ağır favori. Baskın, baskılı, sonuç alan oyunlarını salt kolay fikstüre bağlamak kolaycılık olur. Maçın büyük bölümünde oyuna Galatasaray’ın hükmetmesini bekliyorum. Fenerbahçe, Yeni Malatya maçında silkelendi ancak savunması hiç güven vermiyor. Kameni’ye çok iş düşecek. Bu işi kotarabileceğini ise pek sanmıyorum. Galatasaray için ise en büyük tehlike oyun kurarken kaptırılan toplar. Valbuena ve Giuliano bu tip hatalara ceza kesme ihtimali olan oyuncular. Son olarak iki takım da umarım eksik kalmaz ve on bire on bir keyifli bir maç izleriz.

2. Sezon sonu F.Bahçe’nin yeri

On bir demişken kaldığım yerden devam edeyim ve olası bir derbi mağlubiyetinde Fenerbahçe’nin henüz 10. Hafta bitmeden zirvenin on bir puan gerisine düşeceğini anımsatayım. Büyük camialar zirveden uzaklaştıkça büyüklüğün büyülü atmosferinden de uzaklaşırlar, ipi kopmuş uçurtma misali sağa sola savrulurlar, yönlerini öngörmek güçleşir. Derbiden puan ya da puanlar çıkarsa dahi tahmin yelpazemde Fenerbahçe’nin ligi beşinci sırada bitirmesi şampiyonluk ihtimalinden fazla. Hücum hattında seçenekler çoğalmış olsa da; Ekici’nin bir türlü sakatlıklardan kurtulamayışı Ozan’ın yükselen formuna rağmen orta alan için önemli bir problem teşkil ediyor. Savunma hattı ise tandem, sol bek, kaleci nereden bakarsak bakalım hiç güven vermiyor.

3. Maurizio Sarri

Sarri’nin hikayesini özetlemeden olmaz. Diğer maddelerden kısarız biraz.

15 yılı aşkın süre bankacılık yapmış gözlüklü, sigara tiryakisi bir adam. 43 yaşındayken profesyonel bankacılık kariyerini bırakıp, İtalya 6. Liginde hocalığa adım attı. Taktik antrenmanlarda saplantılı derece talepkardı. Alt liglerde gezdi, aradığı fırsat 10 yıl sonra geldi. Seri B takımlarından Empoli’nin başına geçti. İlk yıl Seri A’nın kıyısından döndüler, bir sonraki sezon yükseldiler. İlk Seri A maçına çıktığında 55 yaşındaydı. Hiç kimse pek dikkat kesilmemişti biri hariç; Arrigo Sacchi.  Efsane menajer İtalya genç milli takımlar direktörüyken izlediği Empoli maçlarından büyülenmişti. Berlusconi’ye benim 25 yıl önceki yaptıklarımı tekrar yapmak istiyorsan Milan’ın başına dediğim ismi getir demişti. İsim Sarri’ydi, Sacchi’ye göre dâhiydi. Biraz araştırdılar işçi bir babanın aşırı sol eğilimli oğlu yaftasını yapıştırıp elediler. Bir süre sonra Berlusconi, Sacchi’ye yanıldım diyecekti.

Bir sonraki sezon (2015/16) Napoli’nin başına geçti. Bir önceki sezon Benitez yönetimindeki Napoli ligi Juventus’un 24 puan gerisinde 5. Sırada tamamlamıştı. Kuşkular çoktu başta, Napoli doğumlu olduğu için iltimas geçildiği yazıldı çizildi. Kulüp efsanesi Maradona, Benitez ile devam edilmemesine tepki gösterdi.  O da yanılmıştı, lig bittiğinde tüm kuşkular dağıldı. Bir önceki sezona göre 26 gol fazla atıp 19 puan fazla topladılar ve ligi Juventus’un ardından 2. sırada tamamladılar. Geçtiğimiz sezon ise 94 golle ligin en çok gol atan takımı oldular ancak Juventus ve Roma’nın ardından ligi  üçüncü sırada tamamladılar.

Bu sezona ise fırtına gibi girdiler. Ligde kayıpsız gidiyorlar ve zirvedeler. Sürekli hücum düşünen ve bunu sürekli kılmaya çalışan bir oyun felsefesine sahipler. Bu sezon İnter ve Milan’da güçlü kadrolar ile başladılar lige. Sarri’nin işi hiç kolay değil ancak Ranieri’nin Leicester ile yaptıklarından sonra imkansız hiç değil. Filmi yapılacak, kitabı yazılacak bir adamın hikayesinin henüz başlarındayız. Drone kameralar ile antrenman çekimleri yapıp, oyuncuların pozisyonları ve diğer detaylar üzerine saatlerce kafa patlatan Sarri’nin sezon sonu Napoli ile sözleşmesinin biteceğini hatırlatıp noktalayalım.

4. Süper Lig’in Değeri

Hiç kuşku yok artıyor. 8. Hafta itibariyle golsüz biten maç olmadı. Maç başı ortalama gol ortalaması 3,5! Neredeyse izlediğim her maçtan keyif aldım. Oyuncu kalitesinin artmasının oyun kalitesine bu kadar hızlı etki etmesini beklemiyordum açıkçası. Bu nitelik ve değer artışının sürdürülebilir olması için bu ligi bu federasyondan korumak gerek. Keza kulüp yöneticilerinin de niteliğinin artması elzem görünüyor. Federasyondaki kurulları kulüpçülükten temizlemek bir başka hedef olmalı. Yabancı sınırının geri getirilmesi konusuna girmek dahi istemiyorum ki bu kamikaze  olur. Futbolcunun iyisi kötüsü olur yerlisi yabancısı genci yaşlısı olmaz. Attan inip eşeğe binmeyi de kimse istemez. Neyse umarım başladığı gibi keyifli devam eder. Keyif verdikçe değeri artacaktır. Mevzubahis en nihayetinde bir oyun. Hem de  çok güzel bir oyun.

5. Türkiye’siz Dünya Kupası

Biz hariç kimse için pek önemi olduğunu düşünmüyorum maalesef. Ne sunacaktık ki? Ego savaşları, adamlık yarışları, ayak oyunları mı? Terim’den Lucescu’ya, Arda’dan Demirören’e kadar tek bir kişi var mı acaba gitmeyi hak ettiğimiz düşünen? Arjantin’ siz olsa kötü olurdu mesela. Neyse ki son maçta yırttılar. Messi var gam yok Arjantin’e. Bu arada Sarri’de iyi ki uzatmışım burada kısayım. Bu A milli futbol takımı bırakın dünya kupasını hiçbir şeyi hak etmiyor!

6. Ersun Yanal’ın 3. Trabzonspor dönemi

Olmadı. Sabredilse olur muydu? Olabilirdi. Geçen sezonun ikinci yarısında Olcay transferi ve Yusuf Yazıcı’nın çıkışı ile ilk yarıdaki olmamışlığı unutturmuştu Ersun Yanal. Bu sefer ikinci yarıyı göremedi, göremezdi. Muharrem Usta durabildiği kadar durdu arkasında. Ancak iki iç saha maçının birinde 3-0 dan maç verip; diğerinde de 6 yersen kimse duramaz arkanda. Hele de Trabzon’da. Sen durursan onlar duramaz artık. İzlemeyen varsa bu iki maçın özetini izlesin. Geçtim hücum oyuncularını stoperler bile savunma yapmıyor. Böyle bir defansif kepazelik zor görülür. Bu dönemin hiç azımsanmayacak karı Yusuf Yazıcı ve Abdulkadir Ömür’ün çıkması. Bu iki yeteneğe güvenip formayı vermesi uzun vadede kaybettiği şu iki maçtan daha çok anımsanacaktır.

7. Ali Koç

Bugün Fenerbahçe taraftarları Ali Koç ile Aziz Yıldırım’ı oylasa; Ali Koç %90’a varan hatta aşan bir oranla seçilir. Ancak Aziz Yıldırım neredeyse 20 yıldır başkan ve süreç boyunca karşına pek de ciddi adaylar çıkmadı, çıkamadı, çıkartmadı. Dolayısıyla Fenerbahçe’nin kongre dinamikleri üzerine pek fikir sahibi değiliz. Ali Koç’un geçen hafta kongre üyelerinin listesini, iletişim bilgilerini kulüpten talep ettiğini ve bu makul talebinin ret edildiğini basından okuduk. Bu yetmezmiş gibi üzerine yine bir miktar Mahmut Uslu demecine maruz kaldık. Ali Koç ne kadar temkinli davranırsa davransın Aziz Yıldırım’ın çarpışmadan gitmeye hiç niyeti yok.  Soğuk savaş bitti, kıvılcım geçen hafta parladı.  Önümüzdeki aylarda gerilimin artmasını, yarışın yanmasını bekliyorum. Ha bir de unutmadan, Ali Koç’a canı gönülden başarılar diliyorum.

8. Belçika Milli Takımı

Eleme grubunda 10 maçta 43 gol. 9 galibiyet 1 beraberlik. Nispeten zayıf bir grup olsa da etkileyici istatistikler. Tarihlerinin açık ara en iyi jenerasyonunu yakaladılar. 12-13 yaşından beri beraberler. 2014 Brezilya ve 2016 Fransa’da uluslararası turnuva tecrübesi de kazandılar. 90’ların Belçikalı efsanesi Scifo bu kuşağa denk gelse milli takıma seçilemeyebilirdi. Abartıyor muyum? Belki ama sadece birazcık! Gelin bu vesile ile orta saha alternatiflerine bir göz atalım; De Bruyne, Hazard, Fellaini, Dembele, Naiggolan, Carrasco, Witsel! Hücum hattına gidelim; Sarri’nin acımasız bir golcüye dönüştürdüğü Mertens, Manchester United’ın uğruna İbrahimoviç göz ardı ettiği Lukaku, Conte’nin yeni gol umudu Batshuayi. Defans keza sağlam. Vincent Kompany eski günlerinden uzak olsa da Vertonghen ve Alderweid Tottenham’da beraber oynuyorlar. Kalede ise Courtois gibi A sınıf bir kalecileri var. Son olarak hocaları Roberto Martinez’in Total Futbol’un babası Johan Cruyff’un oğlu Jordi ile kardeş kadar yakın olduğunu da  araya sıkıştırayım ve sadede geleyim. 2018 Dünya Kupası’nı kazanırlarsa hiç şaşırmam.

9. Yılmaz Vural

Trabzonspor için adı geçmeye başladı bile ama sanmam. Yapamaz mı? Yapabilir daha önce yaptı da. Ancak sanırım Yılmaz Vural hakkındaki en güzel yorumu adı birkaç ay önce milli takım için adı anıldığında Mehmet Demirkol yapmıştı. Yılmaz Vural kendi karikatürüne dönüştü demişti. Gerçekten de öyle. Bunu kendi seçti ve pek tabi seçebilir de. Ama bu seçimden sonra “hani bana hani bana” denmez. Her seçim gibi bunun da sonuçları vardır. Sen istemedin ki hoca. Üç büyükleri ya da milli takımı yönetme şansına erişemese de Yılmaz Vural nevi şahsına münhasır sempatik bir figürdür. Bana sorarsanız hiç de fena bir hoca da değildir. Türk futbolunun son çeyrek asrında nereye baksanız bir yerde Yılmaz hocayı görürsünüz ve mutlaka tebessüm edersiniz.

10. Guardiola’nın Manchester City’si

Sezon başından beri bir beraberlik dışında tüm maçlarını kazandılar. 10 maçta 35 atıp sadece 4 yediler. Pep inşa aşamasını tamamlamış görünüyor. Premier Lig’i bu sezon kazanacaklarını düşünüyorum. Mourinho’nun United’ı da aşama kaydetti ama bu City’i bambaşka. Conte reis de durduramadı keza. Stanford Bridge’de hem oyunu hem skoru aldılar Guardiola’nın öğrencileri. Son hafta Stoke City karşısında oynadıkları oyunun bir benzerini ise uzun  zamandır görmemiştim. Uçuyorlar! Ceza sahası hatta altı pas içinde 2-3 pas yapıp attıkları goller var. Kevin De Bruyne için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Oyun görüşü arttıkça tekniği daha da çarpıcı hale geliyor. Stoke maçının özetini mutlaka izleyin, yerden attığı uzun mesafeli isabetli paslara hayret edeceksiniz. Bu akşam Sarri’nin Napoli’si ile oynuyorlar. Kaçmaz ama kaçacak çünkü Beşiktaş’ın maçı var! İyi seyirler her nerede hangi maçı seyrediyorsanız artık…

Yorumlara kapalıdır.