Çok Yakında

“Türkiye ‘Kakistokracy’le yönetiliyor”

Nisan 6th, 2017 | by F. Aydemir
“Türkiye ‘Kakistokracy’le yönetiliyor”
Türkiye
0

ÖZEL RÖPORTAJ… ŞAFAK PAVEY İLE ‘11 BİN FEET’TEN TÜRKİYE’YE BAKIŞ…
FİKRET AYDEMİR

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Şafak Pavey, Anayasa Referandumu’nu KUZEY’e değerlendirdi…

Brüksel’den İstanbul’a yol alırken, yayın yönetmeniniz Fikret Aydemir’e konuşan Şafak Pavey, “Antik Yunan’da ülkenin en ilkesiz, en vasıfsız insanlar tarafından yönetilmesine ‘kakistokracy’ deniyor. Kakistokrasilerde güç, köklü cehalet ve organize yalanla yönetiliyor. Toplum devlet eliyle yaygınlaştırılan yalanlar tarafından rehin alınır. Normal zamanlarda ahlaksızlık olarak görülen davranışlar olağanlaşır. Çelişkilerin, tutarsızlıkların, saçmalıkların önemi yoktur. Çoğunluk, güçten yana görünmeyi ‘hasarsız yaşamın koşulu’ kabul eder” dedi.

– Bugünkü Türkiye’ye baktığınızda nasıl bir siyasi tablo görüyorsunuz?

Çok net olarak içerde ve dışarda kuralsız, kendi çıkardıkları yasalara karşı, uluslararası anlaşmalara karşı kimsenin ortak olarak yaşamak için ne gerekli olduğunu kanun düzeyinde bilmediği bir ülkede yaşıyoruz. Mahalleyi cahil kabadayının yönettiğini düşünün. Her sabah kabadayının ruh haline göre varsayılan duruma göre yaşamak… Kimler tehlikededir; başta o kabadayının istediği gibi davranmayan kadınlar, o kabadayının istemediği eğitimi alan çocuklar, o kabadayının hoşuna gitmeyen tarzda yaşayan aileler tehlike altındadırlar. Dövülmeleri, öldürülmeleri, mallarının tahrip edilmesi işten bile değildir. Kalanlar da bunu ya korkuyla ya da coşkuyla seyrederler. Ama bir süre sonra sıranın onlara geleceğinden habersizdirler. Komşu mahalleler ise daha kaygılanarak ilişkilerini keserler. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum tam anlamıyla budur.
Daha önce benzerini görmediğimiz köklü bir cehalet döneminin içinden geçiyoruz. Sahte diplomalar, nepotizme teslim olmuş makamlarla insanlar en bilgisiz oldukları konularda içi kof ehliyetlerin sahibi oldular…
Dünyanın bu durumlarla ilgili önemli bir tecrübesi olmuş olmalı ki, Antik Yunan’da ülkenin en ilkesiz, en vasıfsız insanlar tarafından yönetilmesine ‘kakistokracy’ deniyor. Kakistokrasilerde güç, köklü cehalet ve organize yalanla yönetiliyor. Toplum devlet eliyle yaygınlaştırılan yalanlar tarafından rehin alınır. Normal zamanlarda ahlaksızlık olarak görülen davranışlar olağanlaşır. Çelişkilerin, tutarsızlıkların, saçmalıkların önemi yoktur. Çoğunluk, güçten yana görünmeyi ‘hasarsız yaşamın koşulu’ kabul eder.
Cehalet, büyük çıkar gruplarının bu cehaletten dev bir ikbal elde etmeleri için kasıtlı olarak yaygınlaştırılır. Siyasi ve düşünce alanında insan bilgisinin çoğu, inanca, geleneğe ve en çok da propagandaya dayalıdır. Cehaletin yayılma nedeni ise tam olarak bu amaca dayalıdır: Siyasi çıkar grupları bir konu hakkında kafa karışıklığı yaratmak istediklerinde propagandayı gerçek bilgi gibi sunarlar.
Onların açısından da bunu yapmak oldukça mantıklı. Düşünsenize hiç çaba harcamadan, tek bir başarı göstermeden tamamen cehaleti kontrol altına alarak Suud Kralı’nın bile hayal edemeyeceği bir şatafatta yaşıyorsunuz. Size bu ikbali sağlamak destekçilerinin cehaleti ve yoksulluğundan geçiyorsa geri kalana ne olduğu umurunuzda mı?

KUTUPLAŞMA VAR OLMA NEDENİ

– AKP’nin ve Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi hem içeride hem de dışarıda kutuplaştırmasını neye bağlıyorsunuz?

Az önce söylediğim ikbale bağlıyorum. Kraliyet soyundan gelmeden kraliyet imkân ve gücüne tek bir denetim olmadan sahip olmak (Bazı hanedanların bu yüzyılda hayal bile edemeyeceği kudrete erişmek) bir ülkenin her türlü kaynağını, bütçesini kimseye hesap vermeden kendine ve kabilene harcamak pek az insanın ulaşabileceği bir rüyadır. Eğer bu muazzam ikbale yalan söyleyerek, propaganda yaparak, gazetecileri tutuklayarak, gazetecileri çocuk tacizcisi olarak adlandırarak ulaşıyorsanız kutuplaşma var olma nedeninizdir. Ülkeniz için korkunç bir çöküş sinyali veren bu çatışma size akıl almaz bir güç sağlıyor.
Unutmayın ki, sultanları kıskandıracak zenginliğe ulaşmış zirvedekilerin şaşasının devamı, kendilerine oy veren kalabalığın yoksul ve öfkeli kalmasıyla mümkün olur.

BÜYÜK GÖÇ HAREKETİ BAŞLADI

– TBMM Genel Kurulu’nda AKP’li milletvekillerinin saldırısına uğradığınız. Yaptığınız açıklamada “Bu durum gelecekte yaşanacakların ayak sesleridir” dediniz. Bugünün Türkiye’si sizi endişelendiriyor mu? Korkutuyor mu?

Herkes bir iç savaştan söz ediyor. Ben kesinlikle bir iç savaş kehaneti görenlerden değilim. Bizim gibi ülkelerde sadece katliamlar olur. Çapı değişik olsa da, Maraş’ta yüzlerce insanın katledilmesi, Sivas’ta canlı yayında insanların göz göre göre yakılması, Müslüman olmayan binlerce vatandaşımızın mallarını mülklerini bırakarak tek gecede kaçmaları sadece bizim gibi empatisi çok düşük topluluklarda sanki normalmiş gibi karşılanır.
Şu sıralar oldukça çok sayıda insan Avrupa ülkelerine oturma ve çalışma hakkı edinmek için başvuruyor. Demek ki, benim kaygılanıp kaygılanmamın bir önemi yok. Sokak korkuyor ki, bu denli büyük bir göç hareketi başlamış durumda. Referandumdan “Evet” çıkarsa, bu sayının durdurulamayacak boyutlara ulaşacağını düşünüyorum.
Fakat ironik olan AKP elitleri en düşman oldukları ülkelerin vatandaşlıklarını almış durumdalar. Kendi yönettikleri ülkede olacaklardan en çok korkanlar AKP’nin tarihte görülmemiş bir hırsızlıkla soygunla edepsizlikle halkın parasını talan etmiş olanları. Bu çok trajikomik değil mi?

TÜRKİYE, YEMEN OLMAYI HAK ETMİYOR

– Anayasa referandumunda CHP açısından “Hayır”ın sebepleri nelerdir?

Stanford Üniversitesi’nden bilim tarihçisi Robert Proctor; şu anda içinde bulunduğumuz siyasi durumda olduğu gibi kasıtlı olarak cehalet yayma konusunun incelenmesini agnotoloji olarak adlandırdı. Bizim dilimizle: bilgisizlik bilimi…
Bilgisizlik bilimi, siyasi bir manevrada gerçek durum hakkında bilgi sahibi olmamızı istemeyen güçlüler tarafından oldukça iyi kullanılıyor.
Bilgisizlik, siyaset alanında “dengeli tartışma” denilen sahte oturumlarla yaygınlaştırılıyor. Siz bunu her akşam ele geçirilmiş TV’lerde görüyorsunuz. Kalpazan uzmanlar sahte fikirler tartışarak ortak bilgisizliği hâkim kılıyor ve ikbal avcıları sonsuz güç kazanıyorlar.
Türkiye’nin Yemen olmayı hak ettiğine inanmıyoruz. Bunu AKP destekçileri de istemiyor olmalı ki, kendilerine, çocuklarına, yeğenlerine, halalarına, amcalarına Batı ülkelerindeki eğitimi, özgür ve müreffeh hayatı layık görürken, Türkiye’nin Yemen olması için ne lazım gelirse yapıyorlar. Bunun adı ikiyüzlülüktür. Biz, bizzat AKP elitlerinin kendilerine layık gördükleri hayatı Türkiye’de yaşayan her vatandaşımıza layık gördüğümüz için “Hayır” diyoruz.

MODERN DÜNYAMIZ AKP ELİYLE YIKILIYOR

– Yurtdışında seçmen 27 Mart–9 Nisan tarihleri arasında oy kullanacak. 16 Nisan referandumunda sandık başına gidecek olan vatandaş neden “Hayır” demeli?

Akdeniz’de küçücük botlarda boğulan göçmen adayı çocuklara bakıp “Hayır” demeleri gerekiyor. 21’inci yüzyılda insanı 14 yüzyıl önceki koşullarda yaşatmak için dayatmak sonunda minicik fırsat bulan vatandaşının kaçmak için ölümü göze almasına yol açıyor. Nereye kaçıyor bu insanlar? Mustafa Kemal’in bize layık gördüğü ve bunun için sıradışı fedakârlıklarla yoktan kurduğu modern dünyamız AKP eliyle yıkımın sonuna getirildiği için insanlar modern hayatı temsil eden ülkelere kaçıyorlar. “Hayır” bu nedenle çok güçlü bir “Hayır”dır..
Benim bir nedenim daha var. Zeytin bu kocaman dünyada sadece dört ülkede yetişiyor. Türkiye, İtalya, İspanya, Yunanistan… Diğer üç ülke zeytin ağaçlarını gözleri gibi koruyorlar. Atamız zeytin ağacının değerini daha geçen yüzyılın başında fark edip, zeytin ağaçlarını koruyan yasa çıkarmış. Talana doymayan AKP zeytinlerimizin üstüne beton dökerek öldürüyor. Zeytin ağaçlarımızı çocuklarımıza bırakabilmek için “HAYIR” demek zorundayız.

KRİZ FATURALARI ÖRTÜLÜ’DEN ÖDENİYOR

– BM’de (Birleşmiş Milletler) görev yaparken, dünyanın en sorunlu bölgelerinde bulundunuz. Kriz yönetimi konusunda Türkiye hangi noktadadır?

Çiçekçiler, Hollanda ile 500 milyon dolarlık ihracat tehlikeye girince haklı olarak paniklediler. Hükümet her krizi pervasızlıkla çıkarıp, ardından kapalı kapılar arkasında krizi toparlamak için örtülü ödenekten akıl almaz paralar ödüyor. Daha henüz ABD’de lobi için ödediği gayri ahlaki skandal patladı… Böyle bir bencillik olabilir mi? İnsan kendi saltanatını garantilemek için ülkesinin ekonomik can damarını, siyasi itibarını gözünü kırpmadan keser mi?

İŞLER ÇIĞRINDAN ÇIKTI

– Başta Almanya ve Hollanda olmak üzere Avrupa ülkeleri ve Avrupa Birliği ile yaşanan krizlerin nedenleri nelerdir?

AKP iktidara geldiğinde yer-gök, uçan kuş, yüzen balık, doğu–batı, kuzey-güney her güç tarafından tarihte eşi benzeri görülmemiş şekilde desteklendi ve ipin ucunu kaçırdı… Birden kendilerini dünyanın patronu, insanlığın mehdisi sanmaya başladılar. Ama ola ola siyasi haydut oldular.
Ama bu sefer işler çığırından çıktı. Türkiye tarihinde ilk kez bakanlarının uçağına iniş izni verilmeyen bir hükümet tarafından temsil ediliyor.
Biz bu krizleri Rusya’da, İran’da, Mısır’da, Suriye’de, Yunanistan’da, Gürcistan’da, Bulgaristan’da, Tayland’da (yakalanan İŞİD bombacısının üstünden yüzlerce TC gerçek diplomatik pasaportu çıkmıştı), Türk vatandaşlarına 2016’dan bu yana vize vermeyi kesen Çin krizlerinde gördük. Kamuoyunun göremediği; krizleri çıkarıp, içerde “Dünyaya meydan okuduk, hadlerini bildirdik” algısı yaratıp, dışarda örtülü ödenek üstünden milyonlarca dolarlık onarma paraları harcamaları.

AVRUPA’DAKİ VATANDAŞLARIMIZIN HUZURUNU BOZDULAR

– Bu krizler, Avrupa’da yaşayan vatandaşları bundan sonraki süreçte nasıl etkiler?

Hükümetin dış dünyada yaptıklarının Avrupa’daki vatandaşlarımızın huzurunu bozduğunu düşünüyorum. Sonuçta AKP’ye oy verseler de kendi huzurlarını daha fazla önemseyeceklerinden eminim.
AKP’liler Avrupa’da sosyal demokrat siyasete; Türkiye’de İslamcı siyasete oy veriyorlar. Yani bir başka çelişki de siyasi tercihte yaşanıyor. Görüldüğü üzere haklarını savunmak yine biz sosyal demokratlara kalıyor her zamanki gibi…
Avrupa’daki vatandaşlarımızın siyasi davranışlarının Avrupa’da rüzgâr değişip kendi hayatlarındaki etkisini görünce modern dünyanın parçası olmak kaygı ve çabasıyla değişeceğine inanıyorum.

Yorumlara kapalıdır.