Çok Yakında

‘Tek adamlık başka bir siyasi görüşe devredildiğinde olan gariban seçmene olacaktır’

Mart 17th, 2017 | by Av. Hakan Hüsnü Erzurumlu
‘Tek adamlık başka bir siyasi görüşe devredildiğinde olan gariban seçmene olacaktır’
Yazarlar
0

(Av. Hakan Erzurumlu’nun Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Referandum

Referandum, en kısa tanımla halk oyuna başvurmak demektir. Meclis tarafından hazırlanan bazı kanun maddelerinin halkın oyuna sunularak kabul veya ret edilmesi, ya da halkın görüşünün alınması amacı ile yapılır.

Belçika Kraliyeti’nde en son 1950 yılında halk oylaması yapılmıştır. Bunun amacı Kral Üçüncü Leopold’un Belçika’ya geri dönüp dönmemesi konusunda halkın görüşünü almaktı. ‘Kral Sorunu’ olarak algılanan bu kriz, Belçika’da 2. Dünya Savaşı’nın başından 1951 yılına kadar sürmüştür. Bunun nedeni de hükümet ile Kral Üçüncü Leopold arasındaki siyasi sürtüşme idi. Üçüncü Leopold, 28 Mayıs 1940 tarihinden itibaren kendi arzusu ile Adolf Hitler tutsağı olarak Almanlara teslim olmuştur. Savaşa devam kararı alan sürgündeki Belçika hükümeti ise müttefiklerle birlikte hareket etmekteydi. Bu siyasi sürtüşme Belçika halkını iç savaşa kadar sürüklemiş, Kral Leopol da sorumluluğunu üstlenerek tahtından inmiş, yerini genç oğlu Boudewijn’e bırakmıştır. Bu zor günlerin yeniden yaşanmaması için Belçikamızda ulusal referandum artık yapılmamaktadır. Sadece yerel bölgelerde referandum gerçekleştirilir.

Türkiye Cumhuriyeti’mizde 6 referandum yapılmıştır, yedincisi de yolda…
– 27 Mayıs darbesinden sonra hazırlanan 1961 Anayasası halk oylaması;
– 12 Eylül darbesinden sonra hazırlanan 1982 Anayasası halk oylaması;
– 1982 Anayasası ile getirilen siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda halk oylaması;
– yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması konusunda 1988 yılı halk oylaması;
– cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi başta olmak üzere birtakım anayasa değişiklikleri konusunda 2007 yılı halk oylaması;
– Anayasa’da yapılan birtakım değişikliklerin (örneğin Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu yapısı) 2010 yılı halk oylaması.
27 Mart ve 9 Nisan tarihleri arasında bizler yurtdışı seçmenleri olarak yedinci halk oylamasına katılacağız.

Bu yedinci halk oylaması ile öngörülen değişikliklerin bazılarını Türkiye Barolar Birliği’nin değerlendirmesi ile avukat gözlüğümle irdelemeye çalışalım:
1. Bağımsız mahkemelere “tarafsız” eklemesi yapılmasına prensip olarak karşı çıkamayız, ancak, gündemdeki Anayasa değişiklik teklifine bakıldığında Hükümet ve Cumhurbaşkanının mahkemeler üzerindeki etkisini arttıran ve mahkemelerin bağımsızlığı ile tarafsızlığını ciddi ölçüde zedeleyebilen bazı hükümlerin varlığını gözlemleyebiliriz.
2. TBMM’nin hükümeti denetleme görev, yetki ve hakkı elinden alınıyor diyebiliriz.
3. Cumhurbaşkanımıza, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarabileceği yetkisi öngörülüyor ve bu Kararnamelere ilişkin çeşitli esaslara yer veriliyor. Böylelikle Cumhurbaşkanı’nın sistem içindeki rolü aşırı ölçüde güçlendirilerek bugünkü TBMM’nin gücünü sınırlandırılıyor.
4. Cumhurbaşkanına keyfi olarak üst kademe kamu yöneticilerini atayabilme ve görevlerine son verme yetkisi veriliyor. Bu yolla devlet üst kademesinin sürekli biçimde ve kontrolsüz şekilde yenilenmesinin yolu açılmış oluyor.
5. Cumhurbaşkanı (bir suç işlediği iddiası ile) soruşturma açılabilmesi ve Yüce Divan yargılamasının yolunun açılabilmesi zorlaştırılıyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın “kişisel suçları” ile “görev suçları” arasında ayrım yapılmıyor.
6. Olağanüstü hal ilân yetkisi “Cumhurbaşkanı Başkanlığı’ndaki Bakanlar Kurulu”ndan alınarak, sadece Cumhurbaşkanı’na bırakılıyor.
7. Anayasa Mahkemesi’nin neredeyse tüm üyeleri bir şekilde Cumhurbaşkanı tarafından seçilmiş ve atanmış oluyor.
8. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kompozisyonu değiştiriliyor ve Kurul’un toplam 13 üyesinin 7’sini bizzat Cumhurbaşkanı belirlemiş oluyor.

Cumhurbaşkanı’nın doğrudan Anayasa’dan aldığı bu yetki ve görevler, hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmıyor. Bunun doğurabileceği sorunlar üzerinde derin endişeler var.
Demokratik rejimlerde esas olan; her kim hangi makamda bulunursa bulunsun, sahip olduğu ve kullandığı yetkiler çerçevesinde hesap verebilmelidir. Önerilen düzenleme ile Cumhurbaşkanlığı makamı bir yandan en yüksek yetkilerle donatılırken, diğer yandan cezai denetimi imkânsıza yakın bir şekilde güçleştiriliyor.

2002 yılından günümüze Ak Parti yoğun ve olumlu veya olumsuz icraatlar gerçekleştirmiştir.
Yollar, köprüler, Marmaray, hızlı trenler, havaalanları, Mavi Tünel Projesi, elektrik santralleri, KKTC Su Temini Projesi, stadyumlar, nükleer santral proje startı, modern adliye sarayları, yerli marka otomobil projesi, insansız hava aracı, çöp geri dönüşüm tesisleri, teknoparklar, dar gelirlilere konutlar, hastaneler, güçsüz kimsesiz aylıkları, engelli ve yaşlı maaşı…
Sıralamakla, saymakla bitmez yapılan o güzel işler.

Bu yapılanların yanında güçlükler de yaşanmadı değil, hatta bazı siyasi açılımlar da yapıldı: Kürt ve Ermeni açılımları denenmiş, Suriyeli mültecilere kucak açılmış ve bunların çoğuna vatandaşlık verilmeye başlanmış, Ahıska Türklerinin vatandaşlık başvuruları değerlendirme aşamasına alınmış, Gezi olayları yasanmış, 17-25 Aralık ses dinleme kayıtları ortaya çıkmış, dış işlerindeki çalışmalarda kaydedilen yollar ve gerilemeler yasanmış: Mısır/Rabia, Filistin/Mavi Marmara baskını, Israil’in tazminat ödemesi, Rusya ile uçak krizi, gazetecilerin cezaevlerindeki konumu, askeriyeye yapılan saldırılar…

Hükümetin bu gerçekleştirdiği olumlu ve yoğun işler, anayasa değişikliği yapılmadan gerçekleşmiş ve TEK ADAMLIK yoktu bunlar yapılırken. Ve bu işler, yardımlar, çalışmalar yine olumlu veya olumsuz bir şekilde devam ediyor.

Kanaatim, bu Anayasa değişikliği ile öngörülen sistem, tek adam rejiminin uygulanmaya konulmasıdır. Ulu Türk halkının töresi, gök kubbedeki alın yazısı bunu arzulamamaktadır. Hukuk devletleri, demokrasiler, halkına sadık, yol gösterici, huzur arayıcı önderler arzulamaktadır, her zaman hesap verebilecek, halkına danışıp emniyet sağlayacak bir ortamı güdecek liderler…
Cumhurbaşkanımıza Allah uzun ömür versin, makamındadır, on yıllar önce kendi seçmenlerine yönelik haksızlıklar yapılmış olabilir, inkar edilemez. Güç eldeyken on yıllar önceki haksızlıkları yapanlara karşı kendileri bugün aynı şekilde davranabile bilir. Fani dünya bu, devran dönebilir, tek adamlık başka bir siyasi görüşe devredildiğinde olan gariban seçmene olacaktır.

Yorumlara kapalıdır.