Çok Yakında

SUSANLAR DEĞİL, DİRENENLER KAZANIR

Nisan 7th, 2017 | by Esen Kalın
SUSANLAR DEĞİL, DİRENENLER KAZANIR
Yazarlar
0

(Esen Kalın’ın Kuzey’in Nisan sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

“Alman halkı uyanıyor !”

“Hitler’in savaşı işçinin ölümüdür !”

“Hitler için neden acı çekelim ve ölelim ?”

Yukarıdaki sözcükleri ve benzerlerini içeren tamamı elle yazılmış olan 200’den fazla kartpostal ‘Hampel’ çiftinin ölümüne mal oldu. Ama isimleri de özgürlük savaşçıları arasındaki yerini aldı.

1940 yılında, Berlin’de eşi Otto ile sakin bir hayat süren Elise Hampel, Alman ordusunda askerlik yapan kardeşinin Fransa’da öldürüldüğü haberini alır. O andan itibaren Hitler’e karşı bir şeyler yapmaya karar verirler. Elise ve Otto Hampel, özgürlük adına Nazi rejimine karşı ilginç bir direnişe geçerler. Diktatörün savaşının kendi savaşları olmadığını, Nazi yönetiminde asla barış ve özgürlük olamayacağını anlatan kartpostallar yazmaya başlarlar. Tamamen elle yazdıkları 200’den fazla kartpostalı Berlin’deki posta kutularına, resmi daire girişlerine, halka açık yerlere bırakırlar. Bu kartpostallarla, halkı Nazilerle işbirliği ve bağış yapmamaya, askere gitmemeye, Hitler’i devirmeye çağırmaktadırlar. 2 yıl boyunca eylemlerini sürdürürler. Ekim 1942’de yakalanıp, tutuklanırlar. “Halk Mahkemesi” tarafından yargılanıp “vatan hainliği” gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılarak 8 Nisan 1943’te idam edilirler.

Otto Hampel, ölümüne neden olacağını bile bile özgürlük adına giriştiği bu direnişten ‘mutluluk duyduğunu’ söyleyecektir.

————————————-

“Bir gün bizim yerimizde siz oturacaksınız”

“Yaşasın özgürlük”

“Alman gençliğinin, halkımıza gelmiş geçmiş en büyük acıları çektiren, en çirkin tiranlıkla hesaplaşma günü geldi”

Bu sözleri içeren yüzlerce bildiri Münih Üniversitesi Edebiyat Fakültesi duvarlarından aşağı atıldığında tarih 18 Şubat 1943’tü. Yere düşen kağıtlardan birini alıp okuyan okul hademesi aynı anda Sophie ve Hans Scholl kardeşleri görür. Hemen Gestapoya haber verir. İki kardeş aylardır yakalanamayan ‘Beyaz Gül’ örgütünün militanları olarak tutuklanırlar. 4 gün sonra 22 Şubat 1943’te Hitler’in celladı denen hakim Friesler’in karşısına çıkarılırlar. Aynı senaryo uygulanır; “vatan hainliği” suçlamasıyla idama mahkum edilirler. Oysa, sadece duvar yazıları yazmak ve bildiri dağıtmaktan başka bir şey yapmamışlardır. Karar aynı gün giyotinle başları kesilerek uygulanır. Halbuki o dönemde yasalara göre infaz 99 gün sonra yapılmalıydı. Ama diktatörün yönetiminde yasaları kim takar. Bugün Ulm şehrinde kendi adlarına bir anıt bulunan Scholl kardeşler, özgürlük adına başlarını giyotine verdiklerinde 22 ve 25 yaşlarında idiler.

Tarihteki örneklerinde de görüldüğü gibi; baskıya karşı koymanın, özgürlüğü savunmanın çeşitli yöntemleri vardır. Yeter ki bir araya gelinsin, karar verilsin. Unutulmasın ki, mücadeleyi susanlar değil direnenler kazanır.

Yorumlara kapalıdır.