Çok Yakında

Sokak yanarken evimiz kurtulmaz

Ocak 16th, 2017 | by Fikret Aydemir
Sokak yanarken evimiz kurtulmaz
Genel
0

(Fikret Aydemir’in Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

ASTSUBAY Başçavuş Ziya İlhan Dağdaş, 15 Temmuz darbe girişiminden tam 4 gün önce Erzincan’dan Ankara’ya, Kara Harp Okulu Bando Bölük Komutanlığı’na tayin edildi.
15 Temmuz kalkışmasının yaşandığı gece Genelkurmay Başkanlığı önünde başından aldığı tek kurşunla hayatını kaybetti Dağdaş.
Ölürken sivil kıyafetleri vardı üzerinde. 4 gün önce geldiği Ankara’ya henüz yerleşememişti bile.
Sivil kıyafetli olduğu için “şehit” sayılmadı; “vatan haini” olarak görüldü.
İşçi emeklisi anne Bilsen Dağdaş, oğlunun “FETÖcü olmadığı”nı kimseye anlatamadı.
FETÖcü olduğu gerekçesiyle cenaze namazı kılınmadı camide.
Camide mevlut okutmak isteği kabul edilmedi 31 yaşında oğlunu kara toprağa veren annenin.

Anne Bilsen Dağdaş, vazgeçmedi oğlunun haklılığından…
Durum tam 5 ay sonra anlaşıldı, hem de savcılık makamından:
Astsubay Başçavuş Ziya İlhan Dağdaş, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısına uyarak sivil elbiseyle Genelkurmay Başkanlığı’nın önüne gitmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, “vatandaşlarla birlikte darbeyi önlemeye çalışan Başçavuş Ziya İlhan Dağdaş’ın, darbeciler tarafından ateşli silahla vurularak şehit edildiği”ni duyurdu.
Devletin haber ajansı AA’nın haberine göre başsavcılık, darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı önünde hayatını kaybettiği belirtilen Kara Harp Okulu Bando Komutanlığı’nda görevli Başçavuş Ziya İlhan Dağdaş’ın şehit olduğunu ilan etti.

5 ay boyunca 31 yaşındaki evladını toprağa veren annenin çektiklerini nasıl telafi edeceğiz. Bu mümkün mü?
Elbette hem insan hem de devlet olarak hata yapabiliriz. Önemli olan hatanın telafisinin mümkün olmasıdır.

Türkiye’de olduğu gibi Belçika’da da 15 Temmuz sonrası herkes birbirini FETÖcü olmakla suçluyor. Siyasi rakipler, işadamları, gazeteciler, sivil toplum kuruluşları, esnaf, komşular ve hatta akrabalar birbirine çamur atmak için FETÖ’yü kullanıyor. Öyle olmadığını bile bile.

Uzunca bir dönem Türkiye’de ve yurtdışında yaşayan Türkler arasında kutuplaşma yaşandığını konuştuk. Kutuplaşmanın derinleştiğinin doğuracağı tehlikeler üzerine kafa yorduk.
Artık kutuplaşmayı bir adım daha ileri götürdük; birbirimize düşman gözüyle bakıyoruz…
Anadolu insanının hoş görüsü artık Anadolu insanından çok uzak.

Oysa Anadolu’da bir kıssadan hissede denir ki: “Evin etrafına benzin döktüm, ateşe verdim. Ben sandım ki sadece dışarısı yanacak, eve bir şey olmayacak…”

———————–

“8. Gün”

“BİRAZ nefes alıp, yenilendikten sonra başka program(lar)da yeniden siz dinleyicilerimizin yanında olmayı umut ediyoruz” diye veda etmiştik çok uzunca bir süre önce haftalık haber/yorum programımız 8. Gün’e.
O uzunca ara bitti.

Brüksel’de 24 saat yayın yapan tek Türkçe radyo Gold FM’de 8. Gün programı, 2 Ocak’tan itibaren her Pazartesi akşamı 18:00–20:00 saatleri arası yeniden başlıyor. Esen Kalın ile birlikte mikrofonda olacağız, dünyayı anlamak ve anlatmak için.

Daha önce 7 sezon aralıksız yaptığımız 8. Gün’de Belçika, Türkiye ve dünya gündemini her Pazartesi akşamı yorumladık.
7 sezonda tam 9 sunucu görev yaptı “8. Gün”de.
“8. Gün” ekibi olarak 335 program hazırlayıp, sunduk.
Stüdyomuzda 650 konuk ağırladık.
Hüzünlendik kimi zaman, kimi zaman sevindik ama her daim keyif aldık yaptıklarımızdan.
Yine keyifli programlar Pazartesi akşamları bizleri bekliyor…

———————-

Laz aklı!

TÜRK Hava Yolları, milyonlarca Euro harcıyor yabancı spor ekiplerine sponsor olarak. Avrupa Basketbol Ligi’ne adını verdi yine milyonlarca Euro karşılığında.

Belçika’da, her iki kulübün başkanın Türk olması nedeniyle, “Türk derbisi” olarak da adlandırılan La Louvier ve Olymic Chaleroi maçını izlemek için La Louvier’in stadyuma gittiğimde Laz aklı ile karşılaştım bir kez daha.

La Louvier Centre Başkanı Hüseyin Kazancı, Olympic Club de Charlerio Başkanı Adem Şahin ve futbol menajeri Adnan Demir ile birlikte keyifli bir 3. Lig maçı izledik dondurucu soğuğa rağmen.

Tribünde yerimizi aldığımızda tam karşımızda THY’nın iki dev reklam panosu vardı. Takımın forma reklamı da THY. Her haliyle katıksız bir Trabzonlu olan La Louvier Centre Başkanı Hüseyin Kazancı’ya, “Bir Türk takımı olarak THY’den reklam almanın son derece akıllıca bir iş” olduğunu söyledim.

Başkan Kazancı, “Biz önce reklam panolarını koyduk stadımıza, belki THY bize sponsor olur” diye açıkladı durumu.
Gerçekten de “Laz aklı” bu olsa gerek…

—//

Yorumlara kapalıdır.