Çok Yakında

Sanal aleminin kokuları

Aralık 25th, 2016 | by Nerkiz Şahin
Sanal aleminin kokuları
Yazarlar
0

(Nerkiz Şahin’in Kuzey’in Aralık sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

nerkiz-sahin-yazar

Eskilerde kokular mutfaklardan gelirdi. Öyle kalmış aklımda. Sanki günün en çok kısmı da mutfaklarımızda geçiyordu o zamanlar. Şimdilerde ise en çok vaktimiz, değil mutfakta, sanki en çok zamanımızı sanal alemde harcıyoruz.
O yüzden, sanal alemin, özellikle de Facebook’un son zamanlarda ürettiği aşçılardan söz etmek gerekir belki. Zamanımızda o kadar çok hayatlar Facebook üzerinde yaşanıyor ki… Artık gerçek hayatı yaşamayı unutmuş çoğumuz gibi geliyor bana. Karşısında olan insanın, insan olduğunu da unutmuşlar. Kimsenin kimseye tahammülü yok. Konuşmak istiyor herkes, ama dinlemeye zaman ayırmak istemiyor. Bir tuş ile salıyorsun, kim bilir kimin mutfağındaki çekilmiş resmi.
Facebook ve mutfak nasıl bir benzetme diyeceksiniz tabi…

SANALLIK HAYATIMIZIN HER ALANINDA

Facebook sanki bir mutfak misali olmuş fikrimce. Çıkan her yemeğin hazırlığı, aşama aşama izah ediliyor. Sunumu herkesi ilgilendiriyor. Tadı, kokusu yine öyle. Beğenmediğinde bunu gösteriyorsun haliyle de. Olup biten her olaya karışmak zorundasın sanki ‘Face’ aleminde.
Pişen her yemek gibi, birçok malzeme içeriyor Facebook’umuz tabi bu nedenle. Tuzundan, biberinden tut, tencere tava ve benzeri şeyleri de gerektirmekte haliyle Facebook mutfağımız. Yağıydı, soğanıydı, bıçağıydı derken, çatal-kaşığı da mevcut oluyor. Ateş olmadan pişmez, su da eklenmezse olmaz ise olmazlardan derken, üflemeyi de unutma aman. Facebook üzerinde her okuduğunu ise, bunun doğrultusunda üflemeden yeme bence. Afiyet olsun da diyelim bu aşamada.
Tabi bir de her pişen yemeğin bütçesi vardır; hepimizin bildiği gibi, miktarlar söz konusu olur ve kime servis edileceği de önemli. Sayfa arkadaşlarımız da sunduklarımız oluyor böylece. Mutfaktan çıkıp ekstralarımız da dahil oluyor pişen yemeklere. Masa örtüsü, masa süsü, peçete, masa, sandalye gibi ürünlere kadar ulaşmakta bir pişen yemeğin eli. Bu da demektir, Facebook’tan öte hayatımızın her alanına yer etmiştir sanallık.
Tabii bir önemli husus daha var, hangi mutfaktan, kimin mutfağı, aşçı kim, kimin emrinde neyi pişiriyor? Bir de bu boyutu var işin, unutmamalı. Siyasi görüşlerin gücü devreye girdiğinde yemekleri etkiliyor gibi, güçlerin neyi ne zaman kime sunduklarına bağlı gibi bir şey oluşuyor.

GÖRMEDİĞİ KİŞİYE HESAP SORAR!

Yemek kimin fikriydi, kimleri etkiledi, çıkan günün mönüsü kararını kim verdi… ve mutfakta kimler yardıma koştu veya usulca sokuldu? Burada da tabii beğeni ve yorumculardan oluşan kısımlar yer almaya başlıyor Facebook hikayemizde. Bir önemli konu ise hangi ülkenin mutfağıydı seçilen, hangi malzemeler o ülkeye ait olmadığı halde yemekte kendisini buldu? Fotoğraf hangi köşeden çekilip dünyaya verildi?
Herkes söz sahibi oluyor artık dünya ile sanaldan paylaşılınca… Bazen nerden, niçin, kimin için unutulup gidiyor asıl önemli olan mesele. Kimler yedi, kimler baktı? Kim aç kaldı veya beğenmedi pişeni, kimler tıka basa nasibinden fazlasını aldı?
Paylaşımların kimin çıkarına olduğunu unutup birbirine girenler de yok mu? Tabi ki varlar, hem de çok! Artık öyle bir mutfak olmuş ki Facebook, yer yer kokusundan geçilmiyor. Bıçaklar çekiliyor, silahşörlar türüyor ekran arkalarında. Birbirine tuz biber savruluyor, gözler boyanıyor. Sahte gülücükler, sahte çiçekler, sahte böcekler almış kelimelerin yerini. Hoşlandıklarına başparmak işaretini uzatıyorsun, üzüldüğüne sarı yüzden akan damla yaş işaretini seçebilirsin. Sevip beğendiğinde ise bir şeyi, yüzlerce çeşit kalp var, seç seçebilirsen.
Evinde çocuğuna “Nereden geldin, nereye gidiyorsun?” diyemeyenler… “Aç mısın, susuz musun?” diye sormayanlar… Facebook üzerinde bir kere bile görmediği kişiye hesap sorar, kendisine bu yetkiyi vermiştir vermesine. Tabii haliyle de kendi aynı tuzağa düşmüştür ve bir yandan hesap veriyordur sanki profil ardında gizli olan kişi veya kişilere. Yemeğin tuzu neden fazla kaçtı? Ayıkla pirincin taşını. İncelersin, arar, araştırır ve gerekirse şikayette bile bulunursun. Beğenmediğin servisi büyük puntolarla sanal dünyaya duyurursun.
Hiç düşünmez ki… Ne yapıyorum, nasıl bir hayatın içindeyim? Nereden geldim buraya? Evde beraber yaşadığı veya o an paylaştığı ortam da bulunanlarla tek kelime etmeyen, sessiz kişilik damgası yiyenler, uzun uzun sohbetlerin, derin derin konuların profesörü kesilir.
Facebook aleminde herkes baş aşçı sanki.
Gelen kokular ise eski mutfakları aratmıyor değil.

Yorumlara kapalıdır.