Çok Yakında

Övünüyoruz…

Mayıs 25th, 2017 | by Av. Hakan Hüsnü Erzurumlu
Övünüyoruz…
Yazarlar
0

Sıralayalım, övünelim,… Bugünkü konumumuza bir de geri dönüp bakalım, bir göz atalım etrafımıza ve sorgulamaya çalışalım…

Abbas Kasım İbn Firnas
(810–888), kumaştan kanatlar takarak ilk uçan adam olarak bilinir. Bu başarıyı İsmail Bin Hammad el Cevheri 1003 yılında tahta kanatlarla tekrar etmiştir. Ama denemesinde hayatını kaybetmiştir…

Ali Bin Abbas: 994 yılında vefat etmiştir, Batı’da Haly Abbas olarak bilinir, … Bin sene kadar önce ilk kanser ameliyatını yapan bir bilim adamıdır.

İbni Sina: (980-1037) Dünya’da doktorların sultanı olarak bilinir. Eserleri Batı üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutuldu…

Ali Bin İsa: 11. Yüzyılda ilk defa göz hastalıkları hakkında eser veren bilim adamı.

Akşemseddin: (1389-1459) Pasteur’den önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. Fatih Sultan Mehmet’ in Hocasıdır.

Piri Reis: (1465-1554) Asıl adı Ahmed Muhiddin Piri’dir. 400 sene kadar önce bu günküne çok yakın dünya haritasını çizmiş büyük denizci ve coğrafyacıdır. Amerika kıtasının varlığını Kristof Kolomb ‘dan önce bilmiştir.
Mimar Sinan: 1489 dogumludur, devşirilerek yeniçeri yapılmak üzere seçilmiş bir Hıristiyan çocuğudur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde kimi kaynaklara göre 400’e kadar eserler vermiştir, tam manası ile bir sanat dahisidir.

Lagâri Hasan Celebi: 1663 yılında İstanbul’da, bir roketle dikey uçuşu yapan ilk insandır. Füzecilerin atası diyebiliriz.
Mimar İbrahim Efendi: 1719 yılında “Taht el bahir” adıyla ilk denizaltıyı gerçekleştiren bir mühendisimiz.
Abbas Vesim efendi: (?-1761) Verem mikrobunu Robert Koch’dan 150 sene önce keşfeden ünlü doktordur.

 Sayfalarca bu örnekleri sıralayabiliriz.

 Yasadıkları dönemlere ve bu icatların yapıldığı tarihlere yeniden bakalım. Asırlar geçti, yani asırlar önce büyük icatlar yapılmış BİZİMKİLERCE. İlk uçanlar BİZLER olmuşuz, ama yere çakılmışız bugünlerde… İlk haritayı BİZLER bulmuşuz, ama Amerika’yı keşfeden başkaları olmuş… İlk roketle havaya BİZLER çıkmışız, ama uzaya çıkan Belçikalı Dirk Frimout olmuş… İlk denizaltını BİZLER yapmışız, ama… şimdilik yerli uçak ve elektrikli otomobilimizi dört gözle bekliyoruz.

 Fazla değil bir asır kadar önce “Osmanlı” hasta yatağında yatarken, halkı da verem ölümlerinden kurtulamazken bugünkü Avrupa Birliği dediğimiz birliği oluşturan ülkeler, birbirleriyle kıyasıya kavga içerisindeydiler. Sömürgeler, mandalar vardı. Kıbrıs’ımız da öyleydi, İngiliz elindeydi… 12 adalar da İtalyanların elinde, birer sömürge olarak… Ama bugünkü Avrupa Birliği bir barış, özgürlük ve haklar cennetidir diyebiliriz.

 Avrupa ve de özellikle Belçika’da yaşarken hak ve özgürlüklerimizin dünya standartlarında en yüksek seviyede olduğunu biliyoruz. Sosyal haklarımızın, sağlık hizmetlerinin, yaşam standartlarımızın… Bu haklarımızın varlığı Avrupa kimlik kartlarımızla göbekten bağlı. Türkiye’mizde de kesintisiz yararlanırız bu haklarımızdan. Allah vermesin, ağır bir hastalık geçirirsek vatan topraklarımızda, çareyi sigorta şirketinin tutacağı uçakla Belçika’ya geri dönerek Leuven Üniversite hastanesinde ararız,… can tatlıdır. Belçika’daki özgürlüklerimiz ise Türkiye’de geçerli değildir. Türkiye’mizde, TC vatandaşı olduğumuz için doğal olarak TC özgürlüklerimiz geçerlidir.

 16 Nisan Anayasa değişiklik referandumu için Anvers Konsolosluğundan yüzde 80 “evet” çıktı. Brüksel Başkonsolosluğu’ndaki sandıklardan da yüzde 69. Büyük çoğunlukla Belçika’da ikamet eden TC vatandaşları yeni anayasa değişikliğini, içerdiği tüm maddeleri bilinçli şekilde onayladı ve kabul ettiler.

 Belçika’da resmi olarak İslam dini 1974 yılında tanınmış. Camilerimiz de sonradan. Cami tanıma prosedürünün çok zor ve zorlayıcı olmasına rağmen 28 “adet” cami tanınmış. Hıristiyan mabetlerinin 1808’i, Havraların da 6’sı tanınmıştır. Batı’nın bizlere sunduğu hak ve özgürlüklerimiz yasal ve anayasal olarak korunurlar. Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi görüş, etnik köken ayrımı yapılmaz. Ama yine de çoğumuz, bilhassa gençlerimiz, bu ayrımcılıklardan, temel hak ihlallerinden yakınıyoruz. Toplumumuzun bu ihlallere karşı birlik içerisinde, bilinçli olarak, bugüne kadar hiç bir itiraz yapamaması, ses çıkaramaması içler acısı. Kendi köşesinde, Belçika’daki kaderine küsüp, Türkiye’deki hayali kaderi için çırpınıp duruyorlar maalesef. Halbuki bizler bu istemediğimiz Batı’da yasamıyor muyuz? Kendimiz, çocuklarımız ve gençlerimizin geleceğini bu istemediğimiz Batı’da aramıyor muyuz?

 Toplumumuzun birlik ve beraberlik ihmalkârlığını son günlerdeki gelişme ve olaylarda da görüyoruz… Beringen Fatih Camii üzerine yapılan haksız yüklenmeler. NVA basta olmak üzere, Milletvekili Zühal Demir çıkışları. Open VLD Başkanı’nın “medeniyet” çıkışı. İş bulma ve eğitim konusundaki hor görmeler/dışlanmalar. Terör olayları, Türkler ve İslam dininin yanlış anlaşılmaları.

 Et ve tırnak olarak birleşmiş olan Belçika’daki 54.405 “evet” vatandaşımızın otobüsler tutarak, TEK ADAMLIK rejimini destekler gibi bu soruna el atmaları, Belçika Federal Meclisi önünde barışçıl protesto eylemleri yapmaları, toplanarak bilimsel araştırmalar yaparak, yukarıdaki sıralamalar gibi açılımlar yapmaları yakışık alır mı?

Yorumlara kapalıdır.