Çok Yakında

Mutluluk artacak mı? Azalacak mı?

Kasım 18th, 2016 | by Ümit Demirci
Mutluluk artacak mı? Azalacak mı?
Yazarlar
0

(Ümit Demirci’nin Kuzey’in Kasım sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

umit-demirci-yazar

İktisat teorilerinde ekonomi temeli çok basittir aslında: arz ve talep. Fiyat da bu iki olgunun kesiştiği yerde oluşur.

Ancak ekonomi, hayat gibi ying/yang ile çeşitlenmiş sonraları.

Kısa pozisyon-uzun pozisyon, düşecek-yükselecek, artacak-azalacak, alma zamanı-satma zamanı gibi bir takım inanışlar üzerine kurulmuş bir algı yönetimi.

İki taraf da inanışlarını belli temellere oturturlar. Sonuç olarak çoğunluk bir tarafa baskın gelir ve hareket o yönlü olur. Düşer veya çıkar.

Çoğumuz şu cümleyi duymuşsunuzdur: “Ben aldım, düştü.”

Ekonomi de hayat gibidir. Hiçbir şey sonsuza kadar gitmez. İyimserlik de, kötümserlik de. Bir yerden kırılır süreç.

Zaten dalga boyu sana kadar geldiği için artık, kârlarını realize edenler çoktan pozisyonlarını değiştirmiştir. Ama senin bundan haberin olana kadar oyun zaten bitmiştir. Sonuç ise malum: ‘Dövizzede’, ‘altınzede’, ‘mortgagezede’ler. Tüm bunların sonucu da yaşanan kriz, bunları yaşayan ülkenin itibarını zedeler.

2008 yılında zirve yapan ekonomik krizin etkilerinden bir türlü kurtulamıyor dünya. Resesyondan çıkmaya uğraştıkça daha da batıyor.

2008 yılından bu yana kim daha batık, kim daha kötü durumda karar verilemedi. Önce “Amerika batık” dendi. 158 yıllık Lehman Brothers, 613 milyar dolarlık borcu ile batıverdi bir gecede.

Sonra bakıldı ki, Amerikan tahvilleri ve mortgage kağıtları Avrupa ülkeleri ve tüm dünyaya öyle bir pazarlanmış ki, Amerika’nın sorunu tüm dünyanın sorunu olmuş aslında.

Gariptir ki, bu dönemde hiçbir Amerikalı şirket CEO’su kayda değer bir ceza almadı. Bu batakların bedelini kimse ödemedi.

Oysa, ülkelerin adları geçti hep basında. “İzlanda, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya battı batıyor” diye.

Dexialar, Northern Rocklar, Merrly Linchler tarihin sayfalarında yerlerini aldılar.

Geldik 2016 yılına ve önümüzde önce İngiltere Brexiti ve sonrasında kocaman bir Deutsche Bank krizi ile karşı karşıyayız.

Deutsche Bank, zordaki bankalara yardım konusunda, diğer ülke hükümetlerine yardım yapmamaları konusunda ahkam kesen Alman hükümetini de güç durumda bıraktı.

İşin aslı, Deutsche Bank’ın taşıdığı söylenen bilançosuna yansımayan opsiyon risklerinin büyüklüğü herkesi ciddi anlamda ürkütüyor. Söylenen rakamlar altından kalkılamayacak kadar büyük.

Artık hepimiz Amerika’nın tarım dışı istihdam verilerini, Avrupa Birliği işsizlik rakamlarını bilen birer uzman olduk. Açıklama yapılacağı gün herkesin gözü kulağı haberlerde. FED Başkanı Janet Yellen ülkemizde herkesten daha ünlü. Hanımefendinin her açıklaması yorumcular tarafından saatlerce anlatılıyor. Ekonomi yorumcuları an itibari ile nerdeyse futbol yorumcularından daha fazla izleniyor.

Spor yorumcuları da durumu fark edip güne uyarladılar kendilerini. Tek eğlencemiz olan futbola bile yeni tabirler geldi. Endüstiriyel futbol…

Sponsorlar gölgesinde artık bir iş kolu oldu eğlenceler.

Bahis şirketleri ciddi anlamda gelir dağıtan şirketler olurken, taşıma şirketleri ve havayolları da spor turizminin ciddi boyutu nedeni ile konuyu sahiplendiler. Varsın üretim olmasın, ne gam.

Yön bulamamış dünya 1929 krizi sonrası yapılanmasını, 2. Dünya Savaşı ile oluşturmuştu.

20 trilyon dolar borcuyla Amerika, bu tip ekonomik dar boğazlarda, diğer ülkelere demokrasi götürmeye soyunur hemen.

Bugün Suriye üzerinden çok ciddi bir oyun oynanıyor. Bu oyunun baş aktörleri Amerika, Rusya, Almanya, Türkiye ve İran.

Ve bu oluşumda Çin’de yaşanan büyüyememe sorunu ve buna bağlı olarak artık tüm dünyayı saran ekonomik durgunluk.

Artar azalır basitliğinden geldiğimiz noktada; beklenti başlığında olmayan varlıklar, olmayan değerlere birilerine satılıyor.

Geçmiş yıllarda bir bez bebek ve bir top ile mutlu olunabilirken, artık mutluluk telefon modellerinde, giyilen kıyafet etiketlerine bağlandı.

Günümüzde mutlu olmak, artık komplike ve pahalı bir duygu maalesef.

O da beklentiye göre değişiyor. Önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Artacak mı? Azalacak mı?

Yorumlara kapalıdır.