Çok Yakında

Merhabalar, nasılsınız Kuzey okurlarımız..

Ekim 9th, 2016 | by Nerkiz Şahin
Merhabalar, nasılsınız Kuzey okurlarımız..
Yazarlar
0

(Nerkiz Şahin’in Kuzey’in Ekim ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Her şeyden önce, sizlerle Kuzey aracılığıyla buluşmanın, benim için ne kadar güzel bir duygu olduğunu söylemek isterim. Bunu size bildirmenin en kolay yolu da yazmak tabi ki. Kuzey bundan böyle bildiğiniz gibi ayda bir sizlere ulaşacaktır. Bu vesileyle ben de ayda bir, tekrar tekrar bu mutluluğu sizinle paylaşacağım.

Mutluluğumu paylaştım ve artık sizlerin de hatırını sorabilirim şimdi. Ama o konuya geçmeden önce ufak bir uyarı yerinde diye düşünüyorum. Ne kadar da sizlere yazmak beni mutlu etse de, bazen yazdıklarım tam tersi olabilir. Mutsuz günlerimin, umutsuz günlerimin içinden, paylaşımlarda bulunabilirim. Bazen kırgın, kızgın veya öfkeli duygularımı da paylaşabilirim, şimdiden belirtmek istedim. Neyse lafı daha da uzatmadan artık hal hatırınızı sormak isterim.

Umarım sizler iyisinizdir, eğer bana sormak isterseniz ben de iyiyim diyebilirim. Belki tam benim istediğim gibi olmayabilir her şey, ama iyi değil diyerek bunu dile getirmek istemiyorum. Aksi takdirde belki de kötüye gidebilir yani. Halbuki şu an her şey yine de iyi ve yolunda sayılır. Bununla yetinmeyi bilmeli diye düşünüyorum.

Sevinmek için bir sürü nedenler var şu an. Mesela gazetemiz Kuzey çıktı…

Ben de bir küçük köşesinde yer alıyorum ve sizlerle ayda bir buluşuyorum. Büyüklerimizin deyimiyle. “Elim, ayağım tutuyor şükür, daha ne istemeli dünyada”. Kendimi ve yaşadıklarımı anlatmak istediğimde kalemim de var, ve her şeyden önemlisi burada bir köşem var ve sizlere ulaşabiliyorum.

Eğer beni merak ediyorsanız, ben Belçika’nın küçük bir kasabasında yaşayan, Belçikalı Türk diye adlandırdıkları insanlardan birisiyim. Yarım asırlık olmama beş kalmış, ben farkına varamadan. Ya da farkındaydım ama görmezden geldim… Boş zamanlarını resim yaparak ve şiir yazarak dolduran birisiyim. Mesleğimi soranlara verdiğim cevap ise “ana mesleğim annelik, hobi olarak tercümanlık yapıyorum”.

Sanırım bu kadarıyla kendimi azda olsa ifade etmişimdir. Geri kalanını, zaten ayda bir sizlerle paylaşacağım şiir ve yazılarımda. Aksi takdirde şimdi kendimi anlatmaya kalksam, içimde bir dürtü hep eksiklerimi sıralamak en doğrusu gibi hissettirecek bana. Diyelim anlatamaya başladım..

Ben, çok konuşan, az dinleyen, istediğini anlayan, biriyim. Yerli yersiz gülen, her şeyin tam tersini yapan, konuşurken kendi lafımın sonunu bile unutan… o kadar çok ince ayrıntıya dalıyorum bazen, asıl anlatmak istediğimi unutuyorum o arada. Hal böyle olunca düşün bir de başkası bir şey anlatırken nasılım. Konunun ince ayrıntılarını öğrenmek isteyen dürtü, beni sürekli hikayeyi bölmeye teşvik ediyor. Tabi haliyle konu o kadar çok dağılıyor ki, ben sorularımı yağmur gibi yağdırınca, bakmışız bir sürü zaman geçmiş. Tekrar bir araya gelmemiz gerek, asıl görüşmek istediğimizi konuşabilmek için. Bazen şaşıyorum hala benimle konuşmak isteyenlerin olduğuna. Kendimi bile yorabiliyorum sorularımla, ve hikayeden hikayeye geçişimden. Ya da tam tersi şu an ki yaptığım gibi o bir konuyu uzatıp da uzatmalarıma şaşıyorum.

Şiirlerimi anlatmam gerekirse, benim için ifade özgürlüğüm diyebilirim. Kendimi bazen bulup bazen kaybettiğim yerdir şiirlerim. Sosyal alanda yaşananlara tepkimdir yer yer şiirlerim. Savaşlara meydandır bazen, bazen de korkularımdır, karanlık dünyamdır. Bazen sessizliğim, bazen de çığlıklarımdır. Bayramlarda bayram tebrikim olur. Nişan ve düğünlerde nice nice güzellikler dileyen sözcüklerle dolar kalır satırlarım. Ağıtlarım olur kimi zaman, durmaz kanar mürekkepten akar bendeki yaralar.
 

Ben mi?

Bazen de senin sesin olurum.

Seni, senden fazla anlayabilirim.

Ben, senin yerine bile ölürüm.

Yeri gelir, hep yeniden doğarım.

Bazen, bir şeylere üzülür ağlarım.

Yer yer kahkahalar atıp, gülerim.

Her şeyden haz almayabilirim.

Ama tadını dersen, çıkarırım.

Ben mi? Ben, bu ve fazlasıyım.

Bir de, beni ben yapan eksiklerim.

Yorumlara kapalıdır.