Çok Yakında

KIBRIS’TA NELER OLUYOR ?

Şubat 19th, 2017 | by Kuzey
KIBRIS’TA NELER OLUYOR ?
Dünya
0

Zeynel LÜLE, Kuzey için yazdı

Kıbrıs konusu, medyamızın ‘bıktığı’ konulardan biridir. Sayfalarda pek yer bulmaz, merak edilmez ‘Nasıl olsa bir şey olmaz’ diye düşünülür. Bu nedenle bu konuya ilgi duyan gazeteci pek azdır. Ben işte o ‘nadir’ gazetecilerden biriyim. Bu konunun Türkiye’nin en önemli dış politika konusu olduğunu düşünenlerdenim. Ülkemizin yakın tarihine damgasını vurmuş, iç ve dış sosyolojik ve nüfus oranlarını ciddi olarak etkilemiş ve dış politikasında adeta bir ‘tıkanma’ yaratan konu olduğunu görüyorum. Bu nedenle sevgili Fikret Aydemir konu üstüne bir yazı yazmamı istediği zaman, memnuniyetle kabul ettim.

MÜZAKERELERDE HANGİ NOKTADAYIZ

Kıbrıs’ta taraflar son olarak Cenevre’de müzakereleri yürüttüler ve 1960’dan bu yana ‘ilk kez’ garantiler konusunda ‘Garantör Ülkeler’ bir araya gelip bu konuyu masaya yatırdılar.

Liderler, çözümlenmemiş konuların azaltılması böylece Cenevre’de sonuçlandırılacak güvenlik ve garantiler başlığına zemin hazırlanması amacıyla 1 Şubat’tan itibaren yeniden bir araya gelecekler. Ama bu kez Kıbrıs’ta…

Bu çalışmalara paralel olarak Birleşmiş Milletler, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’yle de temas ederek Cenevre’de başlayan ancak sonuçlandırılamayan toplantının nihai oturumu için de tarih belirlemeye çalışacak.

Kıbrıs konusunda taraflar ‘belirli bir noktaya’ kadar ilerlediler. Hatta toprak konusunda ilk kez haritalar ortaya konuldu. Ancak en önemli konu olan Garantiler ve Güvenlik ile iki bölgenin (Güzelyurt ve Karpaz) statüsü konusunda henüz bir uzlaşı yok. Bu iki bölgeyi de taraflar kendi ellerinde tutmak istiyorlar.

Ancak önemli olan bu momentumu canlı tutmak. Tabii ki ucu açık ve ilanihaye sürecek bir süreçten bahsetmiyoruz. Ancak yılların birikimini bir anda bitirmek de kolay olmuyor.

HARİTA TAKASI

Adanın en güzel bölgelerinden Güzelyurt’la ilgili (omorfu) bir anlaşmazlık söz konusu. Rum lider Nicos Anastasiades, Güzelyurt’un tamamının Kıbrıslı Rumlara verilmemesi durumunda herhangi bir anlaşmanın söz konusu olamayacağını söylemişti. Ancak Kıbrıslı Türkler için bu kabul edilemez konulardan biri.

Buna karşın Kıbrıs’ın 50 yıllık müzakereler tarihinde ilk kez Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum heyetler harita takası gerçekleştirdi, birleşik federal bir Kıbrıs’ın iç sınırının nasıl çizileceğine dair görüşler somut bir şekilde ortaya konuldu.

Haritaların ayrıntıları henüz kamuoyuyla net olarak paylaşılmadı, ancak KKTC önerisi, Kıbrıslı Türklerin kontrolündeki toprakların Ada’ya oranının yüzde 37’den yüzde 29,2’ye çekilmesi yönünde. Kıbrıslı Rumlar ise bu oranın yüzde 28,2’ye kadar gerilemesini istiyor. Yani arada sadece yüzde 1’lik bir oran kaldı. Türk tarafı Güzelyurt’un sınırının hangi tarafta kalması konusunda ne sundu? O henüz bilinmiyor.

Basına yansıdığı kadarıyla Rumların haritası ise 5 maddede şöyle özetleniyor:
1- Türk tarafına yüzde 28.2’lik toprak bırakılacak
2- Rum tarafının kıyı şeridi yüzde 50.4 olacak
3- Magosa, Güzelyurt, Kapalı Maraş, Değirmenlik, Akdoğan, Vadili, Paşaköy, Türkmenköy, St. Barnabas bölgesi Rum tarafına bırakılacak
4- KKTC’deki Karpaz bölgesine özel statü verilecek
5- Mülkiyet kriterleri 91 bin Rum’un geri dönüşüne imkan verecek.

GARANTÖRLÜK

Ancak Kıbrıs görüşmelerindeki tek mesele toprak ya da mülklerin paylaşımı değil.
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin, yani Kıbrıs’ın garantör üç ülkesinin dışişleri bakanları Cenevre’deki görüşmelere dahil oldular.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs’ta halen yaklaşık 35 bin askeri bulunuyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türk askerinin tamamen Ada’dan çekilmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye bunu reddediyor. Geçmişte yaşadıkları mezalimi unutmayan Kıbrıslı Türkler de Türk askerinin tamamen çekilmesini istemiyor ve Türkiye’nin güvencesini hissetmeyi talep ediyor.

KIRMIZI ÇİZGİLER

Türkiye ve KKTC’nin uzlaşı içinde olduğu üç ‘kırmızı çizgi’ var. Bu konular şunlar:

Garantörlük kalacak: 43 yıldır adadaki güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olan ‘Güvenlik ve Garanti’ düzenlemesinin devam etmesi.

Anlaşma AB hukuku olacak: Varılacak kapsamlı çözümün temel unsurlarının AB birincil hukuku haline getirilmesi, çözüm anlaşmasının hukuki güvenilirliği ve kesinliği açısından vazgeçilmez olması. (AB ülkeleri parlamentolarında onaylanıp değişmez AB hukuku olarak kabul edilmesi).

Türklere AB vatandaşı hakkı: Çözümün AB boyutuna ilişkin bir diğer öncelik ise, Türkiye’nin AB üyeliğine kadar, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, adada dört özgürlükten AB vatandaşlarıyla eşit şekilde faydalanması.(AB vatandaşlarının 4 özgürlüğü: Serbest dolaşım, yerleşim, işyeri kurma ve mülk edinme.)

İşte şimdi taraflar bu noktada.

Eğer bir uzlaşı olur ve sözünü ettiğim ‘çetrefilli konular’ üzerinde de bir anlaşma sağlanırsa, Temmuz ayı gibi iki tarafta da ‘referandum’ yapılması ve bu anlaşmanın iki topluma sorulması bekleniyor.

Yorumlara kapalıdır.