Çok Yakında

İşadamı olsam Avrupa’dan takım alırdım

Ocak 15th, 2017 | by Emre Ergül
İşadamı olsam Avrupa’dan takım alırdım
Dünya
0

Emre Ergül sordu, Türk spor basınının keskin kalemi Serdar Ali Çelikler yanıtladı.

Serdar Bey, yeni yılınız kutlu, yeni TV programınız hayırlı olsun. Sizi televizyonda görmeyi özlemiştik. ‘Kırmızı çizgi’ ekibine katılış hikayesiyle başlayalım.

Merhaba sevgili Kuzey okurları. Ben de Danimarka ve Belçika’daki tüm Kuzey okurlarının yeni yılını kutlarım. Program tebriğiniz için teşekkür ederim. Ekim ayından bu yana NTVSpor’da her Çarşamba ve her Cuma yayınlanmak üzere Kırmızı Çizgi isimli spor programı yapıyoruz. Erbatur Ergenekon moderatörümüz. Lig Radyo’nun Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ayan ile ben de eğlenerek program yapmaya çalışıyoruz. Her Çarşamba ve her Cuma akşamı sizleri de NTVSpor’da Kırmızı Çizgi’ye bekleriz.

SÜPER LİG’İN DEĞERİ
500 MİLYON $ ETMEZ

Bu ay futbol ekonomisi konuşacağız. Süper Lig’in yayın ihalesini 500 milyon dolara Digiturk aldı. Sizce Süper Lig bu kadar eder mi?

Etmez. Katarlı grup bu rakamı Türk futboluna değil, Türkiye’ye verdi. Katar’ın şu anki hükümetle ilişkileri iyi. Zaten Körfez’de ilişkilerimiz bir tek onlarla iyi kaldı. Katar’ın ülkede başka yatırımları da var. İlişki mühendisliği oluşturuldu ve 500 milyon dolara ihale bitirildi. Fiyat da belliydi kimin alacağı da..

Dünyaca ünlü futbolcular Türkiye’de oynarken, dünya derbileri arasında gösterilen Galatasaray-Fenerbahçe maçlarının bile yurtdışında yayınlanmamasına; Süper Lig’e talep olmamasına ne diyorsunuz?

Bunun 2 temel sebebi var. İlki Batı Avrupa’nın kendisinden başka coğrafyaya olan ilgisizliği. Orta Avrupa ile bile ilgisizler. Ukrayna, Macar ya da Rus ligi de ilgi alanlarında değil. Ki Ukrayna ve Rus takımları bilhassa UEFA Kupası’nda sürekli çeyrek finaldeler. İkinci sebep ise Türkiye’nin her yerde karşımıza çıkan pazarlama eksikliği. Hem TFF hem de Digitürk’ün hataları var. Misal Belçika ve Danimarka’da Türk kökenli vatandaşlar için Digitürk satışı vardır. Kahvelerde restoranlarda kesin vardır. Bu satışı korumak için Digitürk yıllarca Türkiye Ligi’ni özetlerini dahi açık kanallara vermek istemedi. Oysa gerekirse biraz daha az kutu satarlardı ama Almanya’da, Danimarka’da, Belçika’da, İngiltere’de, Fransa’da hatta İtalya ve İspanya’da bazı spor kanallarına gerekirse bedava, gerekirse üste para vererek lig özetlerini yayınlatabilirlerdi. Yıllar içinde Türkiye Ligi özetleri bir algı oluştururdu. Sonra sıra G.Saray-F.Bahçe derbisinin canlı yayınına gelirdi. En nihayetinde de ligimizin bir Avrupa değeri oluşurdu. Ama yıllarca Digitürk “Belçika’da bin tane, Danimarka’da 500 tane kutu satacağım” diye iyice içe kapattı ligi.
Bundan sonra bu durumun düzeleceğini düşünüyorum. Çünkü artık uluslararası bir yayıncı var.

Mali durumlar ortadayken siz UEFA Kupası gibi bir başarı yakın zamanda bekliyor musunuz?

Kulüplerimizin gelir sıkıntısı çok yok. Son 3 yılın UEFA Şampiyonu Sevilla’nın bütçesi senin 3 büyüklerinin yanında bir şey değil. UEFA Kupası beklemiyorum. Çünkü geliri iyi olan kulüpler bu gelirleri futbol dışı branşlara harcadıkça zararlarını kapatamayacaklar. Dolayısıyla hep zararda kalacaklar. Bu çok uzun bir konu ama kulüplerimizin başında UEFA’yı hedefleyen vizyonlar da göremiyorum. Sadece maddi değil yani. UEFA’da lobi yapacak, 3-4 yıl sonraya hedef koyacak bir yönetim yapılanması yok. Belli turlardan sonra bizim takımlarımız hakemler tarafından tokatlanıp elenecek. Bunu yaşayacağız ve göreceğiz.

BİR YABANCI NEDEN
BİZDEN TAKIM ALSIN?

Peki sizce Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın ya da milli takımın bir dünya markası olabilmesi için ne yapmalı?

Bence 3 büyükler Avrupa futbol markası durumundalar zaten. Dünya markası olamazlar. Çünkü dil birliği yok. İngiliz takımları veya İspanya takımlarının avantajları dil. İngiliz takımlarının Pakistan’dan Endonezya’ya; Malezya’dan Avustralya’ya kadar taraftarları var çünkü dil birlikleri var. İspanyolların da Amerika kıtasında ciddi taraftarları var. Real ve Barcelona’nın da gerçek dünya markası olarak dünyanın her yerine erişimleri var. Onların avantajı da zaten tarihsel büyüklüklerini Messi-Ronaldo rekabetiyle daha da çekici hale getirmeleri oldu. Kashima Anters büyük bir Japon takımı, Sao Paolo da Brezilya devi. Brondby bayağı büyük bir Danimarka takımı. Ha keza müzesinde hemen her Avrupa kupası alan Anderlecht de öyle. Ama bunlar dünya markası değiller ve olamazlar. Bölgesel marka olarak kalırlar. Çünkü dil etkileşimleri yok. Bizimkilerin Avrupa’daki marka konumlandırmalarını güçlendirmeleri gerek. Fazlası olamaz.

Kulüplerin şirket gibi yönetilmesi konusuna geçelim. Ortada bir Osmanlıspor gerçeği var; ben bunu çok önemsiyorum. Ne dersiniz?

Bu işin sonu oraya gidiyor. Sahiplik o kadar da kötü bir şey değil. Ama kimse Türkiye devlerini Amerikalı iş adamlarının; Rus oligarkların ya da Çinli ultra zenginlerin almasını beklemesin. Çünkü az önce anlattığım sebeplerden dolayı sermaye sahibi Malezyalı, Çinli, Taylandlı ya da Amerikalı olsun; hedefine önce İngiltere’yi sonra İtalya’yı koyuyor. İspanya bu işlere biraz kapalı, ki zaten Barça–Real ya da Atletico şu an için paha biçilmez değerde. Dolayısıyla bizim kulüplerimizi kim, neden alır? Körfez yatırımı deseniz adam Paris Saint Germain’i almış Avrupa futbolunun göbeğinde, neden Avrupa’nın kıyısında duran Türk takımlarını alsın? Ne vaat ediyor Türk takımlarının alımı? Kocaman bir soru işareti. O yüzden Kazakistan ya da Rusya’dan karanlık bir takım fonlar ilgi gösterir ki o da kulüplerimiz için orta vadede çok tehlikeli olur.

Türk işadamlarına gelelim. Neden yurtdışında bir takım satın almazlar da marka değeri çok düşük Türkiye’deki liglerde efor ve para sarf ederler?

Türk işadamı olsam hemen Avrupa’dan bir kulüp alırım. Register olmak için gayet güzel kısayollar sunar bu işlem. Düşük yatırımla Avrupa’da UEFA gibi bir organizasyona dahil olursunuz. Son 2-3 yılda Londra merkezli ofisler açıyorlar. Zamanla Türk sahipli orta sınıf takımların olabileceğini düşünüyorum. Ben beynelmilel iş yapan bir işadamı olsam bir kulüp alırdım. Alacaklardır ama şu an için futbolla uğraşacak rahatlıkta değiller herhalde.

F.BAHÇE ALSA ALSA
İRFAN CAN’I ALIR

Takım sayıları ve futbol kalitesi düşük az olan Danimarka, Belçika, İskoçya ya da Hollanda’da takım olmak niye düşünülmez, anlamıyorum. Ruslar, Ortadoğulular aptal da tek biz mi akıllıyız?

Aslında alan var. Değerli dostum G.Saray yöneticisi Ural Aküzüm, Fortuna Sittard takımını aldı. Hollanda 2. Ligi’nden bir takım. Bir lig çıksa yatırımının karşılığını da fazlasıyla alabilecek üstelik. Ama diyorum ya önce futbolla ilgilenmeleri, sonra yeşil sahaların kendilerine hangi kapıları açabileceklerini bilmeleri lazım. Bilenler de ilgileniyor zaten. Bence orta vadede göreceğiz sayının artacağını.

Süper Lig ara veriyor. Herkes 3 büyüklerin eksiklerini konuşuyor. Ben size isim soracağım: Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş eksik yerlerine hangi isimleri ya da hangi tip futbolcuyu takviye etmelidir?

G.Saray hoca almalı. Kadrosu ligi götürebilecek potansiyelde. Beşiktaş Babel gibi kanatta oynayabilen bir oyuncu alacak. Dönerse Gomez olur, dönmezse santrafor alacaklarını sanmıyorum. Stoper bakıyorlar ama devre arasında savunma lideri olabilecek stoper bulmak zor. Fener’in transfer yapacağını sanmıyorum çünkü Aziz Yıldırım’ın kötü yönetimi; Aykut Kocaman döneminde nakıs bir sürü oyuncuya dökülen 91 milyon Euro sadece bonservis parasının getirdiği nokta bu oldu. Dolayısıyla Fener alsa alsa İrfan Can’ı alır. Çok okazyon bir 10 numara bulurlarsa belki ama zor görünüyor. Fener’in ligde de işi zor. Beşiktaş, Avrupa’da birkaç tur atlarsa ligi tehlikeye sokabilir. O nedenle Beşiktaş biraz da fazla uğraşacaktır transfer yapabilmek için. Bir de şu var ki özellikle merkez Avrupa’dan Türkiye’ye yabancı birini getirmek artık iyice zorlaştı maalesef. Gerek güvenlik endişesiyle gerekse yüzde 20’yi geçen TL’nin döviz karşısındaki değer kaybı ile. Uğraşıyorlar ama birkaç yıl öyle büyük transferler olacağını sanmıyorum.

Yorumlara kapalıdır.