Çok Yakında

Hukuk ve adalet… Soru ve sorunlarınızı yazın, cevaplayalım

Ekim 11th, 2016 | by Av. Hakan Hüsnü Erzurumlu
Hukuk ve adalet… Soru ve sorunlarınızı yazın, cevaplayalım
Yazarlar
0

(Av. Hakan Hüsnü Erzurumlu’nun Kuzey’in Ekim ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Değerli Fikret dostum, Gazete Kuzey için hukuk köşesi önerisinde bulundu. Kendisine toplumumuzu bilgilendirmeyi seve seve ele alabileceğimi belirterek bu zarif öneri ve ricasını kabul ettim.

hakan-erzurumlu-yazar

Gazete Kuzey, Belçika Türk toplumundaki okuyucularına, yeni bir yapılanma ve basın anlayışı ile her düşünceden, her düşünceye ses vermek için kolları sıvadı. Eminim, değerli okuyucularımız Gazete Kuzey’den büyük keyif alacaklar.

Benim bu platformdaki özverim, halkımızın hukuk ve adalet konusunda bir nevi aydınlanmasına yönelik olacak.

Her sabah, ve her akşam, güneşin doğuşundan, kepenklerimizin kapanmasına dek, Belçika bazlı medya organlarından ziyade, Türkçe konuşan basın yayın organlarını dinliyor, izliyor ve güncel hayatımıza yön vererek devam ediyoruz.

Anavatan Türkiye’mizden binlerce kilometre uzaklarda, kabul ettiğimiz diğer vatanımız Belçika Kraliyeti sınırları içerisinde ikamet ederek ekonomik ve sosyal hayata karıncalar gibi atılıyoruz.

Ekonomik ve sosyal hayata katılırken, çevremizdeki herkesle ister istemez bir hukuki bağ oluşturduğumuzu çoğunlukla göz ardı ediyoruz.

Her hal ve hareketlerimiz bizlere hem hak hem de yükümlülükler getirirken, bizlerin özgür ve bağımsız kişiliğimizi oluşturuyor.

İstediğimiz gibi gelişi güzel hareket etme özgürlüğümüz doğal olarak diğer, başkalarının kişilik hakları ile sınırlandırılmaktadır.

Topraklarında yaşadığımız bu ülkenin kamu düzenini, bu ülke ve bölgelerin öngördüğü sistem ve yasaları ile düzenlendiğini ve bunlara tabii olduğumuzun ikna çabasına girmeyeceğim, çünkü bunun böyle olduğunu hepimiz bilmekteyiz.

Hukuk, geniş kapsamlı bir konudur, insanların davranışlarını düzenleyen, bulunduğu toplumun değer ve yargılarını taşıyan ve bu toplum devletinin yaptırım gücünü belirleyen bir kurallar bütünüdür.

Hukukun amacı belirli bir düzen sağlamak ve fertlerine özgürlük, güvence, barış, eşitlik ve adalet öngörmektedir.

Hukukun olmadığı veya eksik kaldığı yerlerde kaos ortamı kendini gösterir. Yaşamak bir hayli zorlaşır ve imkansız hale gelir.

İnsanoğlu bu nedenle her daim bir düzen peşinde koşmuş, ilk zamanlarda örf, adet ve başka diğer kurallarla gruplar içerisindeki düzeni sağlamaya çalışmıştır. Zamanla bu gruplar toplumu oluşturmuş, devletler kurulmuş ve bu devletler içerisinde yaşamı mümkün kılmak için kurallar konularak, maddi ve cezai yaptırımlarla bu öngörülen “adaletli” düzen sağlanmaya çalışılmıştır.

Bu düzeni sağlamak ve yasalara uyulmasını zorunlu kılmak için resmi mahkemeler kurulup, her biri belirli konuda yetkili kılınarak, kararlarına uyulması zorunlu tutulmuştur.

Ceza hukuku konuları dışında, devletler kendi mahkemelerinin yanında başka diğer uyuşmazlıkların çözümü için farklı mekanizmalara da imkan sunmuştur.

Bu mekanizmalar günümüzde, örneği Tahkim ve Arabuluculuk mekanizmasıdır.

Devletin resmi yargı organları yerine kendi belirledikleri hakemlerle aralarındaki uyuşmazlıkların çözümünün sağlanmasına imkan verme yöntemine tahkim deriz.

Futbolseverlerin bildiği UEFA Tahkim Kurulu, tahkim mekanizmasının güzel bir örneğidir.

Bir başka tahkim örneği ise çoğumuzun bilmediği ama İngiltere’de Müslüman İngiliz vatandaşlarınca uygulanılmaya başlanan Şeriat (tahkim) mahkemeleridir. Bu mahkemelerde taraflar kendi aralarındaki kişisel (özel hukuk) uyuşmazlıklarını İslam hukuk kurallarına göre çözümleyebiliyorlar.

İngiltere bu kuralların uygulanmasına izin vermektedir, ama sadece özel hukuk konuları ile alakalı olduğu taktirde: alım/satım, kiralama, vekalet, boşanma gibi uyuşmazlık konuları burada çözümlenebiliyor.

Arabuluculuk ise başka bir alternatif uyuşmazlık çözümüdür. Kişiler, aralarındaki uyuşmazlığı çözmek için, kendi istekleriyle veya bir mahkemenin önerisi ile bir arabulucu eşliğinde, tamamen tarafsız, önyargı ve yargıdan uzak, tartışarak, kendileri için en iyi çözümü bulma fırsatı elde ederler. Arabuluculuk sürecinin sonunda anlaşmaya varılırsa, bu anlaşmaya mahkemece icra edilebilir şerhi verilebilir ve böylelikle bu anlaşma mahkeme kararı niteliği taşıyabilir.

Yukarıda anlaşıldığı gibi hukuk adaleti sağlamak için öngörülmüş ve yaptırım gücü olan mahkeme gibi kurumlar ile sağlamaya çalışılmıştır. Hukuk devletinin asil görevi adaleti sağlamak ve kişilerin bireysel haklarını savunmaktır. İhlal edilen durumlarda devreye girerek cezai yaptırımlar uygular, tazminat hakkı verebilir.

Her birimiz ne kadar Türkiye’mize bağlı olsak da ikinci vatanımız Belçika Kraliyeti’nde yaşamaktayız. Bu ülkede yaşadığımız sürece adaletli olmasını istemekteyiz Belçika kurum ve kuruluşlarının.

Bazen hukuksuzluk baş gösterebilir, o zaman hukukun sağlanması ve bireysel haklarımızın korunması için devlet kurum ve kuruluşları önünde haklarımızı savunabilmeliyiz.

Elde edilmiş ama kullanılmayan haklarımız yok değil. Bunlar kullanılmadıkça zamanla kaybedile bilinir. Örneğin Ankara Antlaşması gibi. Ankara Antlaşması 1963 yılında, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (günümüz Avrupa Birliği) arasında imzalanmış bir “Ortaklık Anlaşması”dır. Antlaşma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bireysel haklar da verilmiştir. İşçilere serbest dolaşım hakkı verildiyse de bu haklar, bazı antlaşmayı imzalamış AB devletleri tarafından uygulanılmak istenmedi. Zamanla da Avrupa Adalet Divani önünde uygulanması zorunlu kilindi.

İngiltere bu konuda Ankara Anlaşması’nı halen uygulayabiliyor, Hollanda’da mahkeme kararları ile bu antlaşma diretile biliniyor. Almanya’da da böyle. Belçika’da ise Belçika vatandaşı olmayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu antlaşmanın verdiği hakları elde tutma niyetinde değil.

Temel hak ve hürriyetlerimiz kullanılmadıkça kaybedilebilen bazı hakların aksine ebedidir. Bunlar en başta Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde ele alınır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ve vatandaşlığını taşıdığı devletlerin anayasalarında tekrar edilir.

Örnek olarak vermek gerekirse : Yaşam hakkı, kanun önünde eşitlik ve korunma hakkı, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, özel ve aile hayatına saygı hakkı, keyfi tutuklanma yasağı, mülkiyet hakkına saygı,…

Haklarımızı savunmak, yükümlülüklerimizi yerine getirmek her birimizin bireysel sorumluluğudur.

Haklar adalet önünde aranmadıkça, savunulmadıkça adalet yerine getirilmez, yükümlülükler ise yerine getirilmediği taktirde devletin yaptırım gücü zorla bu yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayabilir.

Bu yazımda genel olarak hukuk ve adaleti kaleme alarak halkımızı bilinçlendirmeye çalıştım. Bir sonraki yazılarımda okuyucularımızın hukuki soru ve sorunlarını ele almaya çalışacağım.

Okuyucularımız bazı hukuki sorun ve sorularını doğrudan Kuzey Gazetesi’ne yönlendirerek halkımızın bilinçlenmesinde faydalı olabilirler.

Sorularınızı sorun cevaplarınızı buradan okuyun.

Yorumlara kapalıdır.