Çok Yakında

Heyecan

Aralık 7th, 2016 | by Zana Eminli Acar
Heyecan
Yazarlar
0

(Zana Eminli Acar’ın Kuzey’in Aralık sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Teknolojinin hükümdarlığını ilan ettiği şu zamanda, ilk köşe yazımı elimle, evet evet, elimle yazıyorum.
Ara ara kağıda dokunup yukarı kaydırma çabasına girişsem de nafile. Kağıda akıllı (smart) telefon muamelesi yapan tek yazar namzedi ben olacağım sanırım 🙂
Kafa doğuştan güzel tabii ;))
Günlerdir o güzel kafayı bir toparlayıp yazamadım… Bir sıkıntı, bir tedirginlik, bir heyecan!
İçimde muzip bir kız çocuğu var, heyecanlı!
*
İlk yazı heyecanı bir başkaymış diyorum.
Şu yazıyı Facebook duvarına yazacaksın deseler ohooooo..:)) Ne atraksiyonlar, ne dokundurmalar, ne kelime cambazlıkları, ne özgüven patlamaları, neler neleeerrrr. Ya da şu yazdıklarını radyo programında anlat deseler… En şahanesinden bir sunumla coşayım, coşturayım, altına da dokuz sekiz fon müziğini verdimiydiiiikk… Dadından yinmezzz ;))
Ama bu öyle Facebook duvarına benzemiyor. Köşeyazısı bu, kolay mı?
Hem sonrasında hava atma vesilesi olacak: “Biliyooomuuusssuuunnnnnn benimm köşeem vaaaarr, bak kalemimle süründürürüm, bitiririm seni” ayakları… Hahaha bırak bu ayakları ;))) Eskidenmiş onlar, artık herkes her yere yazıyor… Herkes bir “şey” olmuş! NEY? Şey işte! Kendimi, yeni albümü çıkmış “tıfıl-toy popçu adayı” gibi hissediyorum…
*
Bir gün ben de yazılarım için “Ayy hepsi benim çocuğum gibi, birini diğerinden ayiramooorruumm” demek istiyorum :))) Hani şu bütün sınıfın karşısında sözlüye kalkmışsın da bi halt bilmiyormuşsun gibi, o an bi mucize olsun da “buharlaşmak, ışınlanmak, görünmez olmak, ufak çaplı panik yaratacak zelzele ya da en basiti okul müdürünün öğretmeni odasına bir sebeple çağırtmasını beklemek” ne olursa olsun gibi, ortadan yarılsam da kurtulsam durumu!
Bu tip heyecanın içinde kaygı da var tabi…
Başarısızlık kaygısı.
*
Çoğu zaman kararlarımızı da olumsuz etkileyen duygu durumu. Büyüyünce artan, kabul görme isteğiyle de birleştiğinde daha berbat bir hal alan…
Oysa az kaygılı çok heyecanlı olmak tam benlik.
Yani öyle ‘OL-MA-LI-YIM!’ diye kendi kendimi telkin ediyorum. Bir de heyecanın en doruk noktası var kiiii, o da evlat sahibi olmak sanırım… Bir yandan mutluluk gözyaşlarınız akarken, bir diğer yandan şen kahkahalar attığınız o an… Müthiş bir heyecan. En eğlenceli doğum hikayeleri de eşine destek olmak için doğuma girip, doğumda bayılan koca koca adamların hikayesi :)))))
*
Ona da başka bir yazımda uzun uzun değinirim 🙂 Çünkü tam da değinilecek türden, hatta bir gün bu konuyu radyo programımda dinleyicilerle konuşmalıyım…
Çıktı yine o muzip kız çocuğu içimden.
Bu arada dileyen herkesin kavuşmasını isterim.
*
Demem o ki, şu “Heyecan” denilen şey, ne menem, nenalet, ne kepaze bir şeymiş! Metabolizmam bile bir başka çalışıyor hatta duruyor bildiğin… Elin ayağın sanki vücudunda fazla, nereye koyacağını bilemiyorsun :))
İlkler hep güzel, hep heyecanlı.
*
Eveeetttt, geldik yazımızın sonunaaaa, yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarım adına, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsanız… Ayy böyle bitirmeyecektim ;))) Bana yazı yazma fırsatı sunan Kuzey Gazetesi’ne ve yazdıklarımı okuyarak beni destekleyecek olan herkese şimdiden teşekkürler…
Destek olmazsanız sonuç belli: Maaşa zam, işe son ;))
Yazının sonunda “Ayy ne çok şey var yazacak” diye geçirdim içimden.
Hep güzel Heye-CAN‘LARINIZ olsun.. Eyvallah…

Yorumlara kapalıdır.