Çok Yakında

Her şeyimiz yarım

Aralık 21st, 2016 | by Fikret Aydemir
Her şeyimiz yarım
Yazarlar
0

(Fikret Aydemir’in Kuzey’in Aralık sayısı için kaleme aldığı yazılardır…)

BELÇİKA Türkçe Medya Birliği geçtiğimiz ay Brüksel’de bir panel düzenledi. “Özgür Medya, Demokrasi ve Darbe Girişimi” konulu bu panelde benim de bir konuşma yapmam istendi. Panelde yapacağım konuşmayı düşündüğümde, özgür medya, demokrasi ve darbe girişimi kelimelerini yan yana yazınca bizde hiçbirinin tam olmadığını üzülerek yeniden ve bir kez daha gördüm.
Aslında bizim her şeyimiz olduğu gibi demokrasimiz, basınımız ve darbe girişimleriniz de yarım…
*
Demokrasimiz yarım.
Çünkü demokrasi aslına azınlık haklarının korunmasıdır.
Ama bizde oyların çoğunu alan her şeyi yapma hakkına sahiptir diye yorumlanır, algılanır ve uygulanır.
Son aylarda Türkiye genelinde 41 belediyeye kayyum atandı. Yani seçilmişler yerine 41 atanmış belediye başkanımız var. Bu durumda hiç kimsenin aklına o belediyelerde yeniden seçim aklına gelmiyor. Atanmışlar varken, seçilmişlere gerek yok noktasına gelinmesi halinde milletvekillerine, bakanlara, başbakana ve cumhurbaşkanın da seçilmesine gerek yok denilir. Seçilmişler yerine atanmışların ülkeyi yönetmesine de demokrasi denmez.
*
Medyamız yarım.
Çünkü, basın aslında mazlumun yanında yer alması gerekir. Ama bizde hep güçlünün yanında yer aldı ve almaya devam ediyor.
Birçoğumuzun bildiği bir fıkra var: Son Sovyet lideri Michail Gorbaçov ve ABD Başkanı Ronald Reagan bir gün ifade özgürlüğü hakkında tartışıyorlarmış. Reagan demiş ki; “Benim ülkem o kadar özgür, o kadar özgür ki, Beyaz Saray’ın önünde isteyen vatandaş, ABD’yi ve beni istediği kadar eleştirebilir. Hatta hakaret bile ederler.” Bunun üzerine Gorbaçov, “Aynı şeyi bizim Kızıl Meydan’da da yaparlar. Hatta küfrederler” diye karşılık vermiş…
Kızıl Meydan’da ve Pravda basınında ABD’ye küfretmek zaten doğal karşılanır, demek gelmez aklımıza.
İşte bizim medyamız da Gorbaçov’un dediği kadar özgür…
*
Darbemiz yarım.
Türkiye siyasi tarihine baktığımızda, 2 darbe yaşadık. 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleri. Ama Talat Aydemir ve arkadaşlarının 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 tarihlerinde giriştiği girişimler, 12 Mart 1971 muhtırası, 28 Şubat 1997’deki Post-Modern Darbe, 27 Nisan 2007’de yayınlana ‘e-muhtıra’ ve son olarak ’15 Temmuz kalkışması…’
Yani 2 gerçek darbenin yanında 6 tane de yarım darbemiz var.
‘Kalkışma’ kelimesini kullanmışken, birçoğumuz bu kelimeyi ilk kez Başbakan Binalı Yıldırım’ın ağzından duyduk. Ama ‘kalkışma’ kelimesinin asıl sahibi Yeni Türkiye gazetesi yazarlarından Fuat Uğur’dur. Hem de 15 Temmuz’dan 3 ay önce.
Yeni Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur, 2 Nisan 2016 tarihinde yazdığı bir köşe yazısında FETÖCU subayların darbeye hazırlandığını ileri sürdü, gün ve toplantı yeri vererek. Kimse gidip Fuat Uğur’a sormadı.
Bizzat günümüz iktidarı tarafından bir dönem Star gazetesine başyazar yapılan Mehmet Altan ve yine bizzat iktidar tarafından desteklenerek Taraf gazetesine yayın yönetmenliği görevi yürüten Ahmet Altan, ‘subliminal mesaj’ verdikleri gerekçesiyle tutuklandılar. Altan kardeşler döneminde Türkiye Ergenekon’u, Balyoz’u ve Kafes’i yaşadı. Sonra bunların tamamen düzmece oldukları ortaya döküldü. Hesap sorulması sadece FETÖ’ya ihale edildi.
21 Nisan 2016 tarihli yazısında “Devlet ve komuta kademesi her şeyi biliyor ve suç işlemeye teşebbüs etmenizi bekliyor. Hayır, kimsenin; ne devletin ne de TSK’nın bu olası kalkışmadan çekindiği yok” diyor Fuat Uğur. “Subliminal mesaj” vermedi. Açık açık kalkışmayı 3 ay önce yazdı. Niye kimse hiçbir şey demedi, diyemedi?
Çünkü o artık güçlünün yanında.

—————————

Irkçı parti disiplini !

BELÇİKA’nın Flaman kesiminin ırkçı partisi Vlaams Belang’da üst düzey yöneticiler, Yunan NeoNazi partisine yaptıkları ziyaret nedeniyle disiplin kuruluna sevk edildi. Partinin bir dönem başkanlığını da yapmış olan Filip Dewinter ve partinin ağır toplarından Anke Van Dermeersch ile Jan Penris partiden uzaklaştırma cezası aldılar.
1990’lı yıllarda Belçika’da en büyük parti konumuna yükselen Vlaams Belang (o zamanki adıyla Vlaams Blok) diğer siyasi partilerin geliştirdikleri ortak tavır nedeniyle iktidara gelemedi. O partiden ve Hıristiyan Demokratlar’dan kopan siyasetçilerin kurduğu milliyetçi parti NVA bugün iktidarda.
“Benim kurduğum partimden beni hiçbir güç atamaz” yaklaşımı içerisine giren politikacılar, kararı tanımayacaklarını açıkladı. Bu örnekte demokrasinin içerisinde yer alan kişilerin işlerine gelmedikleri zaman, demokrasiden kolayca uzaklaşabildiklerini bir kez daha gördük.

—————————-

Emir Kır yine gündem

BRÜKSEL’in en küçük belediyesinin başkanı olarak görev yapan Emir Kır, geçtiğimiz ay Brüksel’de düzenlenen ‘terör mitingleri’ ile yeniden ülkenin 1 numaralı gündemi oldu.
Miting öncesi bir açıklama yapan Başkan Emir Kır, “Yürüyüş, tepki göstermek, demokrasimizin temel taşıdır. Ancak terör ve suç örgütlerinin propagandasının yapılması kabul edilemez” açıklaması yapmıştı.
Sint-Joost-ten-Node Belediye Başkanı Emir Kır, 15 Kürt derneği tarafından ‘istifaya davet’ edildi. Başkan Kır’ın istifaya davet edilmesi, Türk toplumu tarafından büyük tepki ile karşılandı. Türk sivil toplum kuruluşları art arda yaptıkları açıklamalarla Emir Kır’a desteklerini dile getirdi.
Emir Kır’a yapılan istifa çağrısı Belçika’daki birçok Türk kökenli siyasetçiyi sevindirmişe benziyor. Sivil toplum örgütlerinin desteklerine rağmen bir tek Türk kökenli siyasetçiden Emir Kır’a destek mesajı gelmemesi düşündürücü…

Yorumlara kapalıdır.