Çok Yakında

Her defasında en baştan keşfedilecek bir şehir: Amsterdam

Şubat 15th, 2017 | by Sayım Çınar
Her defasında en baştan keşfedilecek bir şehir: Amsterdam
Yazarlar
0


Sayım Çınar / sayimcinar@gmail.com

Dolarları biriktiren, kalbini boşaltmış insanlardan sıkılınca seyahatin önemi daha da anlamlı bir hale geliyor. Kalbi, duyguları, incelikleri hatırlamak için Amsterdam, bana çok iyi geldi. Hayat sevenlerin yanında: Amsterdam şehir aşıklarını, gezginleri bekliyor. İşte beş günlük ziyaretimden geriye kalanlar…
Bazı şehirler vardır, her gittiğinizde baştan keşfedersiniz. Amsterdam bunlardan biri benim için.
Amsterdam, Hollanda’nın önüne geçen bir marka şehir. Şehir kültürüyle, modern ile geçmişi birleştirmesiyle özel bir Avrupa şehrinden bahsediyorum.
İncelikli zevklerin peşinde olurum her gittiğim yeni şehirde. Özel tatların peşindeyimdir. Edam peynirleriyle ünlü, ilk durağım burası oldu.
Meraklı turistler için Amsterdam ideal bir yer. Özgürlüğü her yönüyle yaşabiliyorsunuz. Şehrin zarif hali çok etkileyici.
Yeni yıla Amsterdam’da girdim. Güvenlik üst düzeydeydi ancak rahatsız etmedi bu durum insanları, tam aksine güvende ve iyi hissettirdi.
Amadi Panorama Oteli’nde kaldım. Şehre 20 dakika uzaklıktaki bu yer, sakin ve konforlu bir oteldi.

Müzeler olmazsa olmaz tabii şehri yaşarken. Anna Frank, Rembrant müzelerine gittim, ziyaretçilerin de ilk duraklarından olmalı müzeler.
Kolay gezilen, iyi organize olmuş bir şehir Amsterdam. Marketler ekonomik, hem göze hem de midenize hitap edecek çok şey var. Yeter ki biraz maceracı olun! Gurmeler için ideal bir yer aynı zamanda.
Utrecht benim favori duraklarımdan biri oldu. 8’inci yüzyıldan günümüze Hollanda’nın dini merkezidir.
Katolik ve Protestan kiliselerinin yönetim yeri bu şehirde bulunmaktadır.
Eğlencenin, tadında yaşandığı bir dünyadan bahsediyorum. Hollanda’yı yalnızca uyuşturucunun serbest olduğu bir yer olarak görmemeli, keşfedecek o kadar çok şey var ki!
Dam Meydanı örneğin… Şehrin kalbi. 1808’de Napolyon kenti işgal ediyor. Madam Tussaud müzesi yine bu meydanda.
Anna Frank’ın evi yine mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir durak. Naziler’den saklandığı evi yaşamak gerekiyor. Yazdığı günlükler bugün bile savaşın yıkıcılığına ve umuda dair ne çok şey söylüyor.
Kanallar tabii önemli bir ayrıntı. Gotik, zamanlar ötesi bir hava veriyor şehire.
Kafeler yine son derece dikkat çekiyor. Kafelerin geçmişi de çok ilginç. Gittiğiniz kafelerde geçmişini sormayı unutmayın, şehrin geçmişine dair de ne çok şey öğreneceksiniz!
Yel değirmenleri yine büyüleyici.

Para vermeden eğlenceyi bulmak da zor değil şehirde. Film müzesi örneğin, çiçek pazarı örneğin…
Hayatı, seyahati zenginleştirmek o kadar kolay ki aslında!
Farklı kültürlerin lezzetlerinin iyi örneklerini de Amsterdam’da yiyebilirsiniz. Suşi, steak restaurantlar, veganlara yönelik özel lokantalar…
Ülkede hayat son derece rahat ve açık yaşanıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla şehir gecesi ve gündüzüyle büyülü bir hal alıyor. Kendi kişiliğine sahip bir şehirden bahsediyoruz. Sizi de içine çekmesi çok zor olmayacak.
Türk nüfusu da son derece yoğun. Şehire uyum sağladıklarını görüyorum, bu önemli bir ipucu benim için. Yeni yılda, yeni umutlarla, kalbini iyileştirmek isteyenler için Amsterdam önemli bir durak.

Yorumlara kapalıdır.