Çok Yakında

Güç ve özgür medya

Kasım 19th, 2016 | by Hüseyin Dönmez
Güç ve özgür medya
Yazarlar
0

(Hüseyin Dönmez’in Kuzey’in Kasım sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

huseyin-donmez-yazar

Medya demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı güçlerine ilaveten ‘dördüncü kuvvet’ olarak kabul edilir.

Özgür medya ülkenin bütünlüğü ve devamlılığı için her koşulda doğruları savunmak ve korumak adına işlevini yerine getirmek durumundadır. Bu hassasiyet beşinci kuvvet olarak adlandırılan sivil toplum örgütlerinin de görevidir. Bu aynı zamanda bir anayasal bir zorunluluktur.

İşlev ve etki bakımından önemli olan özgür medyanın, verimli ve etkili olarak çalışabilmesi ve gelişebilmesi için ‘kamu yararı’ ilkesi çerçevesinde haber verme işlevleri yanı sıra daha pek çok toplumsal ve psiko-sosyal işlevleri de yerine getirmektedir. Medya aynı zamanda bir denetim, gözetim mekanizmasıdır. Yeter ki, güç ve çıkar söz konusu olduğu zaman demokratik mekanizmaya birileri çomak sokmasın.

Türkiye’de darbe girişimi öncesi medya alanında en çok konuşulan konuların başında taraflı medya, yandaş medya terimleri göze çarpardı. 15 Temmuz 2016 tarihinde medyanın işlevinin önemi Türkiye tarihinde hiç görülmediği ölçüde dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan darbe girişiminin bertaraf edilmesinin ardından yaptığı bir açıklamada; özgür ve sorumlu basının önemine değinerek, “Türkiye’de bakın bir darbe girişimi olmuştur. Bu darbe girişiminin yanlıları olan sorumsuz medya vardır. Bir de bu darbenin karşısında olan medya vardır. Eğer ülkesinin geleceği konusunda sorumlu davranan özgür medya olmasaydı, darbeciler belki de başarılı olacaktı” dedi.

Demek ki neymiş; özgür medya bir ülkenin geleceğinin teminatı, garantisiymiş.

Şimdi gelelim Belçika’ya… Geçtiğimiz günlerde Belçika medyasında ilginç bilgiler ve yolsuzluk iddiaları havada uçuştu. Yeni Flaman İttifakı (N-VA) Partisi’nin lideri Bart De Wever’in eski kabine şefi Joeri Dillen ve ilişkisi olduğu söylenen Land Invest firması bir usulsüzlük davasına karıştıkları gerekçesi ile isimleri manşetlere taşındı.

İddia şöyle; Tunnelplaats olarak bilinen meydanda yapılacak olan Lins Tower ticaret ve ikamet merkezi için belediye tarafından imar/iskan mevzuatına aykırı bir şekilde imar izni verilmiş. Anvers Büyükşehir Belediye Başkanı olan Bart De Wever’in danışmanı ve kabine şefi görevlisi olan Joeri Dillen’in devreye girerek emlak şirketi Land Invest’e hatırı sayılır bir rant sağlamış.

www.apache.be internet gazetesi tarafından kamuoyuna aktarılan bilgilere göre danışman Joeri Dillen’in himayesinde söz konusu Lins Tower ticaret merkezi, NV Tunnelplaats ve Land Invest Group ortaklığıyla yapılacak olan gökdelen 44.34 metre yüksekliğinde ve 167 araba parkı, 288 odalı, 74 daire ve ticaret alanları barındırıyor. Bir diğer çarpıcı nokta ise; 2012 aralık ayında 5.82 milyon Euro olarak alınan arazinin aynı gün 9.09 milyon Euro’ya satılmış olması.

Bütün bu dosyayı kamuoyuna aktaran, Flaman bölgesinin ünlü isimlerinden biri olan ve www.apache.be internet gazetesinde soruşturmacı gazeteci olarak çalışan Tom Cochez oldu. Cochez, Flaman bölgesindeki yolsuzlukları bir bir ortaya çıkarıyor. Ancak ortada bir sorun var. Bart De Wever’in danışmanı Joeri Dillen, 100.000 Euro ve ilişkisi olduğu Land Invest firması 250.000 Euro kendilerine yönelik haksız yorumlar ve iddialar yapıldığı gerekçesi ile tazminat davası açmış bulunuyorlar. Bu davanın sonucunu gerçekten çok merak ediyoruz.

Şimdi güç sahibi Bart De Wever ve danışmanı Joeri Dillen haklı çıkarsa, akabinde daha vahim bir güç zehirlenmesi kaçınılmaz olacak. Bart De Wever otomatik olarak gücüne güç katacak.
Şayet mahkeme, gazeteci Tom Cochez’in iddialarını bir gazetecilik operasyonu olarak değerlendirirse, o zaman Belçika tarihinde en güçlü siyasi parti olarak son yıllara damgasını vurmuş olan bir siyasi partinin çöküşü başlamış olacak.

Bu konuda bir diğer notumuz ise şöyledir: Mondiaal Nieuws-MO Baş redaktörü Gie Goris, www.apache.be internet gazetesinde Tom Cochez tarafından gündeme getirilen konulara değinerek, Belçika’da düşünce ve fikir özgürlüğünün güçlü dinamikler tarafından baskı altında tutulduğunu, oligarşi menfaat guruplarına yönelik mücadelede sıkıntı yaşandığını ve özellikle Flaman bölgesinin tarihinde hiç olmadığı kadar basın özgürlüğüne ihtiyacı olduğunu belirtiyor.

İşte böyle değerli okurlar. Belçika’da yaşayan Türk toplumunun genelde gözü kulağı hep Türkiye’dedir. Biz de biraz Belçika’ya bakalım istedik.

Yorumlara kapalıdır.