Çok Yakında

Evet mi hayır mı?

Nisan 9th, 2017 | by Nerkiz Şahin
Evet mi hayır mı?
Yazarlar
0

(Nerkiz Şahin’in Kuzey’in Nisan sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

O kadar çok şey olup bitiyor etrafımda, ben farkına bile varmıyorum. Tabi ben kendimi tanıdığım için bilerek bunu söylüyorum kendim için; salakça birisiyim! Ama sanırım herkes aynı fikirde değil. Bazen “Zeki kadınsın” gibi şeyler söyleyenler oluyor. “Ya kardeşim git işine, ne uyanıklığı, ne zekası” diyesim geliyor. Ama susuyorum, boş ver diyorum, bırak zeki görünüyorsam öyle bilsinler diyorum.

Yok yani, beni kendime sorduklarıyla ve gördükleriyle, iki farklı tip insan profili çıkacak ortaya. Bir o saf, salakça, dünyayı ve hayatı hep gecikmeli yaşayan, benim tanıdığım ben. Bir de o dışarıya yansıyan, benim göremediğim ben: zeki, uyanık, başta giden, akıllı…

Özelliklerim: hani leb demeden leblebiyi anladı derler ya, işte bende birazcık ondan var doğruyu söylemek gerekirse. Hatta, leblebiyi anlamayı bırak, ben o leb’den fındık, fıstık, lokum bile çıkartırım. O yüzden kendimi frenliyorum sürekli, hani leb’i anlayayım derken bir yerlere toslamayım diye. Hadi, leb’den leblebiyi anladık da, herhalde o leb’den harici çıkarabildiklerim yüzünden zeki ve uyanık sanıyorlar beni.

Muhabbetler olur ya hani, birkaç kişi toplanırsın ve hep birlikte dünya meselelerini konuşursun, olup biteni eler, eleştirir, evirir çevirirsin. Ben diyelim ordayım o an. Nasıl oluyor, ne oluyor bana bilmiyorum. Ama muhtemelen bir an beyine farklı bir sinyal gitmiş olmalı ki bir bakmışım, benim başım, aklını almış gitmiş çoktan. Dünya meselelerini konuşa dursun ahali, ben dalmış gitmişim ayrı bir dünyaya. Salmışım ruhumu çok uzaklara veya gözümün o an takıldığı bir noktaya. Ve aradan sanki saatler geçmişçesine o kendimi attığım derinliklerde yürüyorum, yüzüyorum, uçuyorum.

Ne bileyim, nasıl anlatsam o anki bulunduğum ruh halimi. Geçmişi yaşıyorum, söylenmiş bir kelimenin içinde. Geleceğe yelken açmışım, oralarda olmayan bir bahçe kenarındayım, olmayan bir dünyaya pencere açmışım, varmış gibi o dünyada yaşıyorum. Bir ‘evet’ veya ‘hayır’dan bin mana çıkarmışım anlaşılan.

Sonra bir anda bir başka kelime veya bir cümle beni tekrar asıl bulunduğum gerçek ortama çekiyor. O zamana kadar, benim kendi dünyam bile diyemediğim bir dünyada olduğumu kimse fark etmiş mi diye bakınıyorum. Sonra tekrar bir düşünceye dalıyorum, benim gibi burada olup ama aklı kayıp giden var mı diye tekrar uzaklaşıyorum. Konuşulan konuların çeyreğini, yarısını, hatta yer yer tümünü bile benim gibi kaçıranlar var mı ki?

Bazen günler, haftalar veya aylar sonra aynı grup yeniden toplandığımız oluyor. Bir an tekrar o bir önceki sohbete dikkat çekiliyor. Hatırlamıyorum demek zorunda kaldığım çok oldu. Bazen de hatırlamış gibi yaptığım bile oldu, itiraf edeyim. Af diliyorum, elimde olmayan nedenlerden dolayı kaçırmıştım aslında, benim de suçum değildi bence. Siyaset denince beynim donuyor. Aslında en çokta şunu merak etmişimdir: Benim gibi kaç kişi var o bulunduğu anı yaşamayan ve kaçıran? Bu yazdıklarımı okuduğunda veya okumaya çalıştığında dalıp gidecek ve kendini yazının içinde kaybedecek veya tam tersi yazıda bulacak kaç kişi var? Sorsam kaç kişi “evet” veya “hayır” cevabı verir?

Yorumlara kapalıdır.