Çok Yakında

Duygulara teslim

Ocak 21st, 2017 | by Nerkiz Şahin
Duygulara teslim
Yazarlar
0

(Nerkiz Şahin’in Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Son günlerde en çok konuşulan konuların arasına giren savaş ve terör olayları artık öyle bir tavan yaptı ki sormayın. Ağzıma götürdüğüm ekmekler kan kokmaya başladı. Et yemekleri sanki insan etiymiş gibi içimi dışa çevirdi. Suların rengi hep kırmızı, gökyüzü siyah yanıkların dumanından ve her gelen ses roketmiş gibi ürkütüyor artık. Sokakta yürürken duvara yapışmaya az kala, yaptıklarımın saçmalığını anlamaya başladım.

Yoktu burada savaş. Uzaktaydı o terör dedikleri olay. Başka yerlerdeydi o patlayan bombalar. İnsanların öldüğü topraklar burası değildi. Esir olanlar arasında ben yoktum. Ama duygularımı hesaba katarsak ben de esir düşmüştüm. Hem de acımasız bir düşmanın eline. Duygularım beni esir almıştı. Hiçbir şeyden zevk alamaz hale gelmiş, korku içinde yaşıyordum. Gözümüze zorla sokulan haberler!! Habere karşı çıkan haberler!!! Sanal alemdeki fotoğraflar. Suçlar, suçlamalar, vicdansızlıklar. Hesaplaşmalar ve taraflar.

Duyanlar, duymayanlar, vurdumduymazlar derken artık nereye bakıp neye inanacağımı şaşırmış bir haldeyim. Kim kimin ardında duruyor, kim kime vuruyor? Kimin eli kimin cebinde? Cepler nerede, el kimindi, kime uzandı? Kırılsın mı eller? Yakılsın mı kınalar, düşsün mü heykeller? Yoksa kafa mıydı orada düşen, beden miydi kayıp giden, can mıydı? Can mıydı yoksa o çekişen? Neredeyim ben, nerde? Rüya mı bütün bunlar, uyanınca geçecek mi? Yoksa gerçek mi, uyuyunca dinecek mi?

BEN NEREDEYDİM?

Evimdeyim doğru, doğru ya, evimdeyim! Çok uzaktı orası bize, onlardı savaşanlar. Korkacak bir şey yoktu, yoktu sanırsam. Ama neden bu duygularıma söz geçiremiyorum? Neden başını alıp gitmişler? Niye o tek kalmış bebek pabucunun başında yas tutuyor düşünceler? Niye denize bakan gözlerim şişme bottan başkasını görmüyor? Niye sessiz donmuş çığlık atan yüzler gözümden gitmiyor?

Niye, niye o mavi kırmızı giyinmiş çocuk cesedi kumsalda yanımdan ayrılmıyor? Artık yeter, yeter diye haykırıyor içim! Yeter, ne olur daha fazla görmek istemiyorum. Ağır geliyor bu manasız savaşların yükü. Omuzlarımda yer kalmadı. Dünya dönmesin, dursun artık. Dünya durursa başım da dönmez belki. Dünya durursa savaşlar da durur belki. Suçlamalar durur. Bölünmüşlükler biter, biter belki. Gözyaşları kurur, kurur belki. Dünya dönmezse gece olmaz, gece olmazsa karanlık kalmaz. Dünya dönmezse kış olmaz, sokakta evsiz kalan donmaz. Dursun dünya, dursun…

Koptu kıyametler hayatlarda. Koptu masumiyetle beraber, kanlı gözlerinde koptu dünyaya ruhsuz bakan o gözlerde, koptu kıyamet. Cehennem indi yeryüzüne, cennet kokan süt kuzularını koparırken dalından. Cehennem indi yeryüzüne, anaların bağrından söküp alırken yavrularını, indi cehennem, indi, indi yeryüzüne. Kıyamet koptu, koptu işte dönen dünyanın içinden. Dursun, durdun o kıyameti karnında taşıyan dünya, dursun, dursun artık.

Teslim oldum ben, artık teslim oldum duygularıma. Doğruyu bile yanlıştan ayıramıyorum. Benim doğrularım birilerinin yanlışı olmuş. Benim yanlışlarım başkalarının doğruları. Karışmış, yoğrulmuş, ayrılmaz olmuş bir birinden. Yanlış doğruyu yenmiş. Doğru bildiklerim uçmuş gitmiş. Nereye gitmiş? Niye uçmuş? O da mı korkmuş? O da mı kaçmış dünyanın saçmalıklarından? Bıkmış mı? Bıkmıştır kesin, ondan kaçmıştır. Bakmıştır hâlâ her şeye rağmen dönüyor zalim dünya. Almış başını gitmiştir.

Dünya utanmıyorsa ben dünyadan utandığım için gideyim demiştir belki de. Duygularına teslim olmuştur doğrular. Duygu seline bırakmıştır kendini, toprağın derinliklerine işlemiştir. İşlesin, işlesin toprağa, nakış nakış işlesin. Kan rengiyle işlesin kara toprağın çatlaklarına. İnsanların birbirine yaptıklarını işlesin ki insanlık görsün. Görsün insanlık adına insanın çizdiği tabloyu. Baksın insan olan, baksın, baksın son tabloya.

Yorumlara kapalıdır.