Çok Yakında

Dimyat’a pirince giderken…

Kasım 16th, 2016 | by Esen Kalın
Dimyat’a pirince giderken…
Yazarlar
0

(Esen Kalın’ın Kuzey’in Kasım sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

esen-kalin-yazar

Zincire vurulmuş halde odun yığınının üzerine çıkarılan adam, sanki biraz sonra yakılacak olan o değilmiş gibi, sakin sakin etrafına bakıyordu. Zincirleriyle odun yığınının üzerinde dimdik dururken, birden “Solon, Solon, Solon” diye bağırmaya başladı.

Kimdi bu adam?

Umutsuzca yakılmayı bekleyen bu adam, günümüzden tam 2 bin 556 yıl önce sınırları Orta Anadolu’dan başlayıp, Batı Anadolu’nun tamamını kaplayan, zamanının en uygar, en gelişmiş ve en zengin Lidya devletinin büyük kralı Kroisos’du (Krezüs).

Peki neden bu duruma düşmüştü?

O, Lidya devletinin büyük, zengin kralıydı. Ama doğuda, sınır komşusu olan bir başka büyük devlet daha vardı: Pers İmparatorluğu. Ve Perslerin büyük kralı Kyros… Persler, Lidyalılara göre daha az uygar olmalarına rağmen, bu iki devlet barış içinde yaşayıp gidiyorlardı.

Fakat bir gün, huzur ve zenginlik yeterli gelmemiş olmalı ki, imparatorluğuna yeni topraklar katmak isteyen bir fatih olma tutkusu kapladı Kroisos’un tüm benliğini. Bunun için hedef seçti Persleri. Ama daha önce sorması lazımdı dönemin en önemli ‘orakller’ine (Dönemin kahinleri) “Perslerin üzerine sefer açarsam ne olur?” diye…

Gecikmedi cevap: “Persler’le savaşa girdiğinde, büyük bir imparatorluğu devireceksin.”

Gelen cevap çok hoşuna gitti büyük kralın. Demek ki kazanacaktı. Hazırlıklara başladı. Tam sefere çıkacağı gün, halk tarafından çok sevilen ve sözüne çok güvenilen Lidyalı yurttaş Sandanis geldi huzuruna ve şunları söyledi ona: “Büyük kral, savaşa tutuşmaya hazırlandığın şu insanların ne halde olduklarını düşün. Onlar istedikleri kadar değil, buldukları kadar yiyorlar, zira toprakları taştır. Kısacası pek bir şeyleri yoktur. Ellerinde bir şey olmadığına göre, bunları alt etsen eline ne geçecek. Ama yenilirsen, bak neler kaybedeceksin. Bir kez bizdeki şeylerin tadına vardıklarında, sımsıkı yapışacaklar, bir daha da bırakmayacaklardır.”

Doğruyu gösteren bu sözler bir şey ifade etmez Kroisos’a. Orakller bir büyük imparatorluğu yok edeceğini söylemişlerdi ya, dönüş yoktu bundan.

Ordusuyla yürüdü Perslerin üstüne. Önce Kapadokya’yı kattı topraklarına. Suriye’ye girdi, yağmaladı, halkını köleleştirdi. Öte yanda Kyros da boş durmamış, o da yürümüştü ordusuyla Kroisos’un üzerine. İki dev ordu Pteria’da (Sinop civarı) karşılaştılar. Büyük bir savaş oldu ama geceye kadar sürmesine rağmen savaşın galibi yoktu… Bu duruma canı sıkılan Kroisos, bu durumu sayıca az olmasına bağladı ve geceden faydalanarak ordusunu alıp başşehri Sart’a (Günümüz Manisa civarı) geri döndü. Kyros’un kendini takip etmeyeceğini sanarak kente kapandı. Ama yanılmıştı. Kyros hızla onu takip edip şehri kuşattı ve 14 gün sonra da ele geçirdi. Böylelikle de hem Kroisos’un 14 yıllık iktidarına hem de Lidya devletine son verdi.

Kyros, durup dururken kendisine saldıran ve şimdi zincirlenmiş bir vaziyette yakılmak üzere odun yığınının üstüne çıkarılmış yenik krala bakıyordu. Tarihin bu en zengin kralının hayatı şimdi ağzından çıkacak tek kelimeye bakıyordu. Ama birden onun bağırarak, “Solon, Solon, Solon” diye çağırdığı kişinin kim olduğunu merak etti ve Kroisos’u yakmaktan vazgeçti. Yanına çağırdığı Kroisos’a “Kimi yardıma çağırdın?” diye sordu. Anlattı ona Solon’u Kroisos. Yine sordu Kyros, “Kim söyledi bana saldırmanı, dost yerine düşman olarak karşılaşmayı?”

Yenik kral “Hırs ve büyüklük” dedi. Bir de orakllerin kendisini yanılttıklarını söyledi. Aynı zamanda Kyros’dan orakllerin neden kendisini yanılttıklarını öğrenmesini rica etti. Onun bu isteğini yerine getiren Kyros’a şu cevap geldi orakllerden: “Biz krala, ‘savaşa girersen büyük bir imparatorluğu devireceksin’ dedik. İşte o devirdiği kendi imparatorluğuydu.”

Bir kişinin hırs ve yanlışlarının hem kendi hayatının hem de ülkesinin yok olmasına nasıl yol açtığını böyle aktarıyor ünlü tarihçi Heredot(os).

Sizce, ülke yönetenler açısından 2556 yıldan bu yana değişmiş midir bir şeyler? Yoksa var mıdır hâlâ “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan…”

Bu arada “Solon” kim ve ne demiş Kroisos’a (Krezüs) diye merak edenler; onu da bir başka yazının konusu yapalım.

Yorumlara kapalıdır.