Çok Yakında

Çağımızın epidemisi: Diyabet

Ocak 13th, 2017 | by Dr. Selma Türköz
Çağımızın epidemisi: Diyabet
Sağlık
0

(Dr. Selma Türköz’ün Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Yeni yılın ilk yazısında, son yıllarda dünyanın her ülkesinde patlama yapan sinsi hastalıkların başında gelen diyabet (şeker hastalığı) epidemisini ele almak istiyorum.

Diyabet, insanların en önemli ölüm nedenlerinden biri. Ancak bu ölümcül hastalık önlenebilir. Uygun beslenme, ilaç tedavisi, düzenli egzersiz ve diyabet eğitimi ile sağlıklı, uzun bir yaşam sürdürülebilinir.

Fazla kilo ve obezite, sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve sosyoekonomik durum ile diyabet hastalığının yükselmesi doğrudan orantılıdır. Nüfusun yaşlanması ve bu hastalığa erken tanı konulması bu artışın nedenleri arasındadır. Ayrıca, bu hastalığın ülke ekonomisine ve sağlık hizmetleri üzerinde yük yaratmakta olduğunu da unutmayalım.

Diyabet (şeker hastalığı) insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. İnsülin, pankreas adını verdiğimiz bir organımızdan salgılanan bir hormondur. Sonuç olarak kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glikozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir.

Günlük yaşamda gerekli aktiviteleri sürdürebilmemiz için vücudumuz ‘glikoz’ adı verilen bu şekere ihtiyaç duyar.

Glikoz vücudumuza karbonhidratlı yiyeceklerle alınır ve sindirim sisteminde emilerek kana karışır. Kandaki glikozun enerji olarak kullanılabilmesi için hücre içine girmesi gerekir. Glikozun hücre içine girmesi için pankreastan salgılanan ‘insülin’ gerekir. Hücre içine giren glikoz enerji elde etmek için kullanılır. Glikoz hücrelerin en önemli enerji kaynağımızdır.

Diyabet hastası olmayan kişilerin vücudu yeteri kadar insülin salgıladığı için kan şekerini olması gereken seviyede tutar. Yemekten sonra kan şekerinin yükselmesi ile insülin salgılanır. İnsülin anahtar görevi görerek hücrelerin kapılarını açar ve şekerin hücre içine girmesini sağlar. Böylece kan şekeri normal seviyede (70-100 mg/dl) tutulur.

Diyabet hastalarında pankreas yeterli miktarda insülin hormonu üretemiyor ya da ürettiği insülin hormonun etkisinin azalma durumu oluşur. Şeker, kas ve diğer hücrelerin içine enerji üretmek üzere girememesi durumunda yorgunluk hissine neden olur. Diğer taraftan şeker hücre içine giremediği için kanda şeker miktarı yükselir.

Yüksek kan şekeri vücudumuz için son derece sağlıksızdır. Uzun vadede yüksek kan şekeri organlarımıza ve sinir sistemimize zarar verir ve başka önemli hastalıklara neden olur.

Diyabeti olmayan kişinin kan şekeri düzeyi aç karna 1OO mg/dl, tokluk halinde (yemekten iki saat sonra) 140 mg/dl’nin üzerine çıkmamalıdır.

Bir kişinin diyabet hastası olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKS) ölçümü yapılarak saptanır. AKS ölçümü 100-125 mg/dl olması gizli seker (pre-diyabet) sinyalidir. AKS ölçümü 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir.

————

Şeker hastalığı türleri

Şeker hastalığı farklı türden oluşabilir. Tip 1 ve Tip 2 diyabet en çok görülen şeker hastalığı türleri olarak kabul edilir. Ancak, bunların yanı sıra daha nadir görülen türler de vardır.

Tip 1 diyabet
Şeker hastalığının bu tipi insülin hormonunun eksikliğinden meydana gelir. Bu tip daha çok çocuklarda ve ergenlik döneminde ortaya çıkar. Bu nedenle “jüvenil diyabet” olarak tanımlanır. Bu diyabetin belirtileri ani bir şekilde ortaya çıkar . Tip 1 diyabetin belirtileri kandaki yüksek şekerden dolayı oluşur. Aşırı idrara çıkmak, aşırı susuzluk hissi, yorgunluk ve kilo kaybı bu türün en belirgin belirtileridir. Şeker hastalarının yüzde 10’u Tip 1 diyabet hastasıdır.

Sağlıklı kişilerde, vücudu dışarıdaki etkenlerden koruyan bir bağışıklık sistemi vardır. Bu sistemin herhangi bir nedenle çalışmaması, vücudun kendi hücrelerini yabancı gibi algılayıp saldırır ve tahrip eder. Bu şekilde oluşan hastalıklar “otoimmün” hastalıklardır. Tip 1 diyabet hastalığı da, “otoimmün” bir hastalıktır. Bağışıklık sisteminin sebebi belli olmayan şekilde harekete geçmesi ve pankreasta insülin hormonunu salgılayan “beta hücreleri”ni tahrip etmesiyle Tip 1 diyabet hastalığı ortaya çıkar.

Tip 1 hastaları, mutlak veya göreceli bir insülin yetersizliği nedeniyle ömür boyu insülin hormonunu dışarıdan (enjeksiyon yoluyla) almak zorunda kalırlar. Bu nedenle İnsüline Bağımlı Diyabet (Insulin Dependent Diabetes Mellitus= IDDM) olarak da adlandırılır.

Tip 2 diyabet
Tip 2 diyabet, en yaygın diyabet türüdür. Diyabet hastalarının yüzde 90’ından fazlasını oluşturur ve genellikle 40 yaşın üzerinde olan yetişkinlerde görülür. Tip 2’de pankreastaki beta hücreleri insülin üretimi yapar, ancak bu miktar yeterli gelmez veya dokularda insüline karşı direnç oluşmasıyla ortaya çıkar.

Tip 2 diyabet hastaları diyet, egzersiz ve ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Gerektiğinde hastalığın ilerleyen dönemlerinde insülin kullanılır.

Tip 2 diyabetlerin artış nedenleri :
– fazla kilo
– obezite
– sağlıksız beslenme
– yetersiz egzersiz
– nüfusun yaşlanması

Tip 2 diyabetin belirtileri:
Çok bariz olmayabilir. Çünkü hastalık genellikle yıllar içinde yavaş yavaş gelişir. Sadece rutin doktor kontrolünde ortaya çıkabilir.

Aşağıdaki belirtilerin herhangi birini fark etmeniz durumunda en kısa zamanda doktorunuza başvurmanızı tavsiye ederim:
– sık idrara çıkmak (özellikle geceleri)
– aşırı susuzluk hissi
– aşırı yorgun hissetme
– geçmeyen yorgunluk
– açlık hissi
– cinsel sorunlar
– ellerde ve ayaklarda karıncalanma ve uyuşukluk
– kesik ve yaraların yavaş iyileşmesi
– görme bozukluğu

Tip 2 diyabet kimlerde daha fazla ortaya çıkar?
– fazla kilolular
– obez olanlar
– ailesinde diyabet hastası olanlar
– 4,5 kilo üzeri bebek doğuran kadınlar
– hamilelik döneminde (gestasyonel diyabet)
– yeterli egzersiz yapmayanlar

————–

Diyabette komplikasyonlar

Kan şekerinin yüksek olması ve kontrolünün sağlanmaması, kısa veya uzun dönemde sağlık sorunları oluşturur. Diyabet hastalığı küçük ve büyük damarlarla birlikte sinirlerinde hasar görmesine neden olabilir. Diyabetin neden olduğu bu hasarlar komplikasyon olarak tanımlanır.
Diyabetin akut (kısa dönem) ve kronik (uzun dönem) komplikasyonları hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabette oluşabilir.

Akut komplikasyon
Hipoglisemi ve hiperglisemi, kan şekeri düzeyinin çok düşük veya çok yüksek olmasıdır. Bu durumda kişi normal fonksiyonlarını yapamaz ve şiddetine göre hayati tehlike oluşturabilir. Buna “akut komplikasyon” denir ve her diyabet hastası bu komplikasyonlarının belirtilerini bilmeli ve hemen müdahale etmeli.

Kronik komplikasyonları
Uzun bir süre kan şekerinin yüksek olması büyük ve küçük damarları ve sinirleri tahrip eder. Tahribat hangi organda ise ona ait sorunlar görülür.
– Kardiyovasküler hastalık: diyabetli kişilerde kalp hastalığı ya da felç geçirme riski daha fazladır.
– Retinopati: gözlerin hasar görmesi. Diyabet yetişkinlerdeki körlük ve görme bozukluğunun önde gelen sebeplerindendir.
– Nefropati: böbreklerin hasar görmesi. Diyabetli hastalar için büyük bir tehdittir, diyaliz ve/veya böbrek nakli gerektirebilir.
– Nöropati: sinirlerin hasar görmesi. Bacaklarda ve ayaklarda duyu kaybına yol açabilir ve bu da ayak yarası ve bacak kesilmesi ile (ampütasyon) sonuçlanabilir.

—————-

Diyabette tedaviler

Diyabet tedavisinde amaç hem kişinin yaşam kalitesini yüksek tutmak hem de uzun dönem komplikasyonların gelişimini önlemektir.

Diyabet hastalarının uzun yıllar sağlıklı ve sorunsuz yaşaması mümkün. Ancak kan şekerinin uzun süre yüksek kalması halinde yukarıda bahsettiğimiz komplikasyonlardan birine yol açabilir.

Diyabetli hastalarda kalp hastalığı ve yüksek tansiyon riski artar. Bu komplikasyonlardan korunmak için kan şekerini diyabetli olmayan hastaların seviyesinde tutmak önemlidir.

Sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite diyabetin tüm tip ve dönemlerinde tedavinin en önemli ayağıdır.

Kan şekeri seviyesinin kabul edilebilir sınırlarda tutulabilmesi için yapılması gerekenler:
– hasta eğitimi
– diyet desteği
– yeterli egzersiz
– hastanın kendi kan şekerini kontrol etmesi
– doğru ilaç kullanımı

Tedavide başarıya ulaşabilmek için her diyabet hastasının diyabet hakkında bilgi sahibi olması gerekir. Bu amaçla diyabet kliniklerinde doktorlar ve eğitim hemşireleri tarafından hastalara diyabet hakkında temel bilgiler verilir.

Diyabet tanısı konan her hastaya yaşına, kilosuna ve fiziksel aktivitesine uygun beslenme programı uygulamak önemlidir.

Diyabet tedavisinde diyet ve egzersiz tedavisine rağmen kan şekeri yüksek seyretmesi halinde şeker düşürücü ilaçlar tedaviye eklenir. İlaç tedavisinde diyabet hastası ilaçları zamanında kullanmasına azami özen göstermelidir.

Tip 1 diyabet tedavisine insülin verilerek başlanır, burada şeker düşürücü hapların yeri yoktur.

Tip 2 diyabet tedavisinde kan şekeri düzeyi diyet, egzersiz ve şeker düşürücü haplarla sağlanamıyorsa insülin tedavisi gerekir.

Her hastalıkta olduğu gibi diyabet hastalığını da önlemek için sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve kilo kontrolü en temel tedbirlerdir.

Yorumlara kapalıdır.