Çok Yakında

Bu diktatörü tanıdınız mı? Badinguet…

Ocak 20th, 2017 | by Esen Kalın
Bu diktatörü tanıdınız mı? Badinguet…
Yazarlar
0

(Esen Kalın’ın Kuzey’in Ocak sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Tüm ailesiyle birlikte sürgün edildiğinde 7 yaşındaydı.

Rahat durmadı sürgünlük yaşamında; 22 yaşında papalığa karşı bir darbe girişimine katıldı, ucuz kurtuldu. Bir yıl sonra bir ayaklanma girişimi daha, bu sefer kardeşini kaybetti. Bu da onu yıldıramadı, 28 yaşında bir daha denedi, ama bu kez kıta dışına, ABD’ye sürgün edildi. Ülkesine dönmenin yollarını aramaktan hiç vazgeçmedi. Çünkü, ülkesini kendi yönetiminde en iyi yere getireceğine, üstelik buna son derece hakkı olduğuna inanıyordu.

Bir yolunu buldu İngiltere’ye geçti. 32 yaşında kendine inanan 56 arkadaşıyla birlikte gizlice girdi ülkesine ve bir darbe girişiminde bulundu. Yakalandı, hapsedildi. Hapiste “Yoksulluğun Kökünü Kazımak” adlı bir kitapçık yazdı. Buradaki fikirleri, başta yoksul köylüler olmak üzere birçok taraftar kazanmasını sağladı.

Ve bir gün, hapishane inşaatında çalışmaya gelen bir duvarcı ustasının kıyafetlerini giyerek firar etti. ‘Badinguet’dir (Badinget) o duvarcı ustasının adı.

İşte bu yüzden ‘Badinget’ diye anılmaya başlar: Napolyon Bonapart’ın öz yeğeni, Fransa’nın son imparatoru, 1808 doğumlu ‘Charles Louis Napoleon Bonaparte.’

Fransa’yı en iyi kendinin yönetebileceği fikrinden hiç vazgeçmedi Badinget. 1848 yılında taraftarları ‘Bonapart’çı’ bir parti kurdu ve onu ‘Kurucu Meclis’ için aday gösterdiler. Seçildi. Ama asıl amacı ‘Cumhurbaşkanı’ olmaktı ve halkçı söylemleriyle bunu da başardı.

Aralık 1848’de beş buçuk milyon oy alarak Cumhurbaşkanı oldu. Hiç vakit kaybetmedi: ilk olarak ipleri elinde olan bir başbakana, kontrolünü elinde tutabileceği bir hükümet kurdurdu. Devlet kademelerini ele geçirdi. Sokak kontrolü için ’10 Aralık’ adında bir yandaş gençlik derneği kurdurdu. Polis ve yargıyı da ele geçirdi. Sıra anayasayı değiştirmeye gelmişti. Buna ihtiyacı vardı çünkü anayasa 4 yılını tamamlayan bir cumhurbaşkanının yeniden seçilmesini engelliyordu. Anayasa değişikliğini Meclis’te gerçekleştiremeyeceğini anlayan Badinget, bir darbe gerçekleştirdi. Cumhuriyetçiler karşı durdu ama yenildiler. Badinget, Meclis’i dağıttı. Yeni bir anayasa dayattı ve bunu referandumla kabul ettirdi. Senato’ya imparatorluğun yeniden kurulması için bir karar aldırdı ve 2 Aralık 1852’de ‘III. Napolyon’ ünvanıyla imparator oldu.

Badinget “makul ölçüde özgürlük” sözü vermesine rağmen tam bir diktatör gibi davranmaya başladı. Ama ne yapsa işler istediği gibi gitmiyordu.

Son olarak, 1870’de Almanya ile savaştı, kaybetti ve esir edildi. Yokluğunda Fransa’da yeniden Cumhuriyet ilan edildi. Badinget ise, bozulan sağlığı nedeniyle serbest bırakıldı. İngitere’ye gitti. 1873 yılında 65 yaşında öldü.

Sonuç olarak, tarihe baktığımızda diktatörlük heveslilerinin izlediği yollar gibi, sonları da üç aşağı, beş yukarı hep aynı oluyor.

Acaba “tarih mi tekerrür ediyor” yoksa diktatör heveslileri tarih mi okumuyor?

Yorumlara kapalıdır.