Çok Yakında

Bu çağda hâlâ kadının namusunun erkeğe ait olması… Nerkiz Şahin’den 8 Mart yazısı…

Mart 8th, 2017 | by Nerkiz Şahin
Bu çağda hâlâ kadının namusunun erkeğe ait olması… Nerkiz Şahin’den 8 Mart yazısı…
Yazarlar
0

(Nerkiz Şahin’in Kuzey’in Mart sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Kadın

Hayatın içinden hikayelere şahitlik yapıyoruz hepimiz yerine göre. Ve şahitlik yapmakla yetinmeyip yorumumuzu da katmadan edemiyoruz bazen. İster doğru ister yanlış, hepimizin bir görüşü var işte.
Kadın… Hakkında yıllarca yazıldı, çizildi, yorumlandı… ve hâlâ sonuna gelemedik bunların. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapıya dayanınca, benim de katkım olmadan geçmem olmazdı yani.

Son günlerin demeyim, son yılların ve aslında her zamanın en çok konuşulanı KADIN olunca, geçmişten bu yana ne değişmiş bir göz atayım dedim kendime. Avrupa Türklerinde, yaşam alanımızda kadına bakış.. Ne de çok karışan var bu konuya, kadınların oturmasıyla, kalkmasıyla, yürümesiyle ilgilenen. Hatta gülmesiyle ve ağlamasıyla yorumlanır olmuş kadınlar. Çalışan kadınlar boşanır algısı tavan yapmış gibi son yıllarda. Hamur işi bilmeyenler boş kadın sınıfında bazılarına göre, mutfaktan çıkması zaten temel kurallara aykırı.

Kullandığı boyasıyla, cilasıyla sürekli ilgilenilir, ya az kullanmıştır ya da çok, ortası yoktur. Ya bakımlıdır kadın, dikkat çekmek için yapmıştır algısına maruz kalır, ya da pasaklıdır, hak eder saygı görmemeyi, yoksa çeki düzen verirdi kendine. Bir şey ters giderse, anasıyla anılır hemencecik, bakarsın anasına, kızını alırsın çünkü. Bu deyim öyle bir yerleşmiş ki kültürümüze, hâlâ günümüzde kızından anası sorumludur. Babalar pek bu konuda anılmaz yani. Hal böyle olunca, tabi kalemi benim gibi eline alan yazıyor bu konular hakkında düşüncesini. İster istemez etkileniyor insan, elimde değil, düşünmeden edemiyorum. Onca kadının canı, hayatı gitmiş tarih boyu, savaşmışlar kutuplaşmış fikirlere karşı, bugünün kadınları rahat etsin diye. Ne değişmiş peki diyorsun! Bakıyorsun etrafına, dinliyorsun, gözlemliyorsun etrafındakilerinin kadına bakışını merak ediyorsun. Döversin kızını, eğer dövmezsen dizlerin öder bedelini, der çoğunluk. Mini giyersen hak edersin tacizi, zamanımız algısına ışık tutuyor. Geç vakit dışardaysa bir kadın, aranırdır ve başına ne gelirse hak etmiştir.

Aşağılanacaksa bir erkek, “ne o lan kadın gibi” dersin… Kadına bakış o kadardır. Kadının iyisi tabi erkek gibidir, elinin hamuru bile bir kenara bırakılır bir anda. Nede olsa o an doğru takımdadır, erkektir, erkek gibi kadın nasıl oluyorsa? Hal böyle olunca da, dünyanın başına gelen şeyler de, hizaya girmeyen kadınlar yüzündendir. Başımıza taş yağarsa, biz kadınların yüzündendir düşüncesine kadınlar bile inanır gibi. Kesin yapmaması gereken bir şey yapmıştır. (Hz) Adem’e elmayı yedirmiştir, mesela…

En çok baskıyı da kadın kadına yapıyor işin aslına bakılınca. Kocası tarafından aldatılır, ama evlenirken kocasının söz verdiğini hemen unutur ve karşı tarafı suçlar kocasını baştan çıkarmaktan. Kuyruk sallamıştır yoksa onun kocası yapmazdı ya? Erkek olunca zaten istediği kadınla yatar, ama bir şeyi eksilmez, toplum olarak böyle bilinir. Kadına gelince, aynı şeyi yapınca, onun adı bellidir, notu çoktan verilmiştir.

Eşitlik diye bir şey yoktur aslında toplumda, herkes yerini bilmelidir. Egemen olan hesap vermez. Gider istediği yere, çıkar yemeğine, orda burada gezer tozar hakkıdır. Evde nasıl olsa kendi namusu karısında saklıdır aklınca. Başka kadınlar da elinin kiridir. Kirli olmayan kadın, bazılarına göre, tesettür altında gizlidir. Başını açıp, ortalıkta onu bunu kendine baktırarak, milletin günahını üstüne çekmezdir. Bunlar çocukluktan, toplumun birçok kesiminde erkeklerin beyinlerine ekilmiştir. Bir yandan bu tür baskılar varken, diğer yandan farklı görüşler de kadını ayrıştırmaya çalışır. Sınıflara ayrılmıştır önce görüşler, ardından kadınlar ve kızlar, bu oyunların piyonları haline gelmiştir. Açıl sen, saçıl sen, özgürlüğünü böyle göstermelisin, sen bizim silahımızsın diyenler çıkmıştır piyasaya. Silahtır çünkü kadın! Silah! Peki silah neye yarar?

Kadını o şekil çıkarına kullanmasalar olmaz tabi. Ya açıksın ya kapalı, göster artık rengini diye diye siyasi oyunların bile oyuncağı oldu kadının üstü başı. Üzerinde giysisi, eteğinin ölçüsü, bulunduğu ortam, onun sınıfını belirler olmuş toplumun çeşitli kesimlerinde. Herkes bir standart biçimi biçmiş kendi kadınına.

Dalaşmak için savaşmak için sebep olmuş yine bu kadınlar. Durum böyle olunca, her sınıfın, örgütün, görüşün, kendine göre ölçeği olmuştur. Cetvelleri vardır hepsinin, kadını ölçen cetvelleri. Standartları vardır, beklentileri vardır, uyulması gereken kuralları vardır hep… Evleneceği kız el değmemiş olmalı, kendisi ilk dokunsun ona. Halbuki dışarda dokunarak bugüne geldiği kızlarda, belki ona ilk dokunmayı hak vermişti. Ama iş evlenmeye gelince, temiz kız olsaydı zaten o hakkı bana vermezdi, dokundurmazdı, korurdu namusunu deyip, kendini aklayıp, yoluna devam etme hakkını ona erkek olması zaten vermiştir her nedense.

Her şeyden önce bu çağda hâlâ kadının namusunun erkeğe ait olması yolun neresinde olduğumuzu göstermekte değil mi?

Yorumlara kapalıdır.