Çok Yakında

Belçika mı, Türkiye mi?

Nisan 13th, 2017 | by Hüseyin Dönmez
Belçika mı, Türkiye mi?
Yazarlar
0

(Hüseyin Dönmez’in Kuzey’in Nisan ayı sayısı için kaleme aldığı yazısıdır…)

Son yıllarda giderek artan ırkçılık, İslamofobi, dışlama, siyasetin kirli, popülist yüzü ile zirveye tırmanmış gözüküyor.

Özellikle göçmenlere karşı, nefret söylemleri ve ırkçı muamele olaylar, örnekler ve tanıklar göz önüne alındığında kaygılanmamak mümkün değil. Bu olumsuz gelişmeler inanç hürriyeti, çalışma hayatı, barınma ve konut, fiziksel şiddet, sözlü taciz ve hakaretler, ibadethanelere saldırı ve kutsal değerlere hakaret, siyaset ve hukuk, medya, toplumsal yaşam, yaşam hakkına müdahale ve özellikle çocuklarımızın eğitim hayatında bazen direkt, bazen de endirekt karşımıza çıkıyor.

Ayrıca bugüne kadar yeryüzünde adeta zorlamalarla çıkarılan kirli savaşlarda milyonlarca öldürülen masum insanı bir düşünün. Beklenmedik bir bombayla ölenler, parçalanan aileler, çocuklar, kadınlar, göçler ve göç yollarında hayatını kaybedenler, bir lokma ekmek için yalvaranlar, her yerde acı ve ıstırap yürekler parçalanıyor.

Sonumuz böyle olumu bilemiyorum, ancak ciddi kaygılar taşıdığımı ifade etmek isterim. Şimdi şöyle bir kısa tur yapalım ve Almanya, Hollanda ve Belçika’da yaşayan Türkleri ilgilendiren kaygı verici gelişmeleri irdeleyelim.

ALMANYA-TÜRKİYE
Almanya-Türkiye ilişkileri son zamanlarda iyice gerildi. Bu durumun elbette küresel siyasi ve ekonomik sebepleri var. Almanya, Türkiye’nin kayıtsız şartsız kendi tarafında olmasını istiyor, Türkiye ise böyle bir tercihin bedelinin çok ağır olacağını biliyor ve mesafeli duruyor. AB süreci, Kıbrıs meselesi, Kürt sorunu, Suriye, Irak, PKK, FETÖ ve tüm diğer konularda yaşanan gerginliklerin temelinde istenen stratejik ortaklık talebine olumlu yanıt alınamamasıdır.

Peki bu siyasi açmaz sahaya nasıl yansıyor ona bakalım. Öncelikle Türkiye’de referandum sürecinde kampanyalarda Almanya’ya karşı kullanılan dil oldukça ağır. Örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ekonomi ve adalet bakanlarının Almanya’daki referandum kampanyası etkinliklerini iptal etmesinin ardından Almanya’nın demokrasiyle “uzaktan alakası” olmadığını söyleyerek, Ey Almanya, sizin demokrasiyle yakından uzaktan alakanız yok. Sizin şu andaki uygulamalarınız geçmişteki Nazi uygulamalarından farklı değil, bunu böyle biliniz” diyerek ağır eleştirilerde bulundu.

Bu söyleme karşılık Almanya Başbakanı Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a uyarıda bulunarak Nazi benzetmelerine “eğersiz, fakatsız” son verilmesi gerektiğini söyledi. Almanya’nın yeni Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik Nazi benzetmelerini çok sert sözlerle eleştirdi.

HOLLANDA GERGİNLİĞİ
Hollanda’da 15 Mart tarihinde yapılan seçim öncesi zaten ülke ırkçı parti başkanı Gert Wilders’ın popülist propaganda baskısı altında ne yapacağını şaşırmış vaziyetteyken imdada Türkiye referandum süreci yetişti. Hollanda liberal parti başkanı Başbakan Mark Rutte kendisini kurtaracak can simidini bulmuş oldu. Önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun uçuş iznini iptal eden Hollanda, daha sonra da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’yı “istenmeyen kişi” ilan edip, Almanya’ya göndererek gerilimi bilinçli bir şekilde artırdı. Sonra “Terbiyeli, kültürlü ve uygar uluslarda istenilmeyen yerde durulmaz” diyerek meydan okudu.

Bu gelişmelere Hollanda’da yaşayan bir gurup vatandaşımız tepki gösterdi. Hollanda polisi tarafından vatandaşlarımıza yönelik atlar ve köpeklerle sert şekilde müdahale edildi. Yaşanan gerginlik ve diplomatik krizin en büyük mağduru vatandaşlarımız oldu.

ŞİMDİ SIRA BELÇİKA’DA
Belçika Mahkemesi, Avrupa Birliği’nin (AB) terör örgütleri listesinde olan PKK’nın faaliyetlerinin “silahlı mücadele kapsamında olduğu için terör suçu oluşturamayacağına  kararı kamuoyu tarafından biliniyor. Özellikle yerel yönetimlerin verdiği kampanya, miting ve propaganda izinleri Belçika’nın Türkiye’ye yönelik izlediği devlet politikasının bir yansıması olarak görülebilir.

Belçika Başbakanı Charles Michel “Türkiye-AB ilişkilerini sonlandırmalıyız” diyerek bir başka kapı açmış bulunuyor. Belçika Başbakanı Charles Michel, daha da ileri giderek “Avrupa Birliği, Türkiye’ye sadece mülteci krizi dolayısıyla bağlı. Türkiye bizi en zayıf olduğumuz nokta ile kendine bağlıyor. Aslında Türkiye bize ekonomik olarak bağlı fakat biz onlar gibi tehdit etmiyoruz” açıklamalar yaparak göndermelerde buluyor.

Kısacası Almanya’da bulut gözükünce, Belçika ve Hollanda’da sağanak yağmur yağıyor.
Peki bütün bu gerginlikler yaşanırken söz konusu sadece Türkiye, Almanya, Hollanda, Belçika ilişkilerimi oluyor.

Kocamaaaan bir hayır.

Bugün yaşadığımız ülkelerde yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımızı şayet Türkiye taraftarı, veya Türkiye’nin milli çıkarları doğrultusunda taraf olduğu veya olabileceği kanısıyla ufaktan ufaktan sabır testleri ve bazı önlemler gündeme getirilmeye başlandı bile.

Almanya’da çifte vatandaşlık kaldırılmalı denildi. Alman Spiegel dergisi Hristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) Entegrasyon Ağı tarafından hazırlanan çalışma, çifte vatandaşlığın revize edilmesini öngördüğünü duyurdu.

Hollanda’da yaşayan Türkler artık açık hedef haline geldiler. Bir arada yaşam deneyimi büyük zarar gördü.

Belçika Federal Hükümeti “Yoksulluk, Fırsat Eşitliği, Engelli, Kentsel Politika ve Bilim Politikası” Devlet Bakanı Zuhal Demir, çifte vatandaşlığa karşı olduğunu açıkladı. Bakan Demir, “Ben dün olduğu gibi bugün de çifte vatandaşlığını karşıyım. Ben Türk kimliğimi istemiyorum. Ailemden gelen Türk kimliğimi kendi isteğimle devam ettirmiyorum. Belçika’da çifte vatandaş olanların, çifte vatandaşlığını iptal edilmesi kanunen mümkün değil. Fakat yeni kanunlar çıkarılarak çifte vatandaşlığa son verilmelidir’’ diyerek aslında Belçika Devletinin bizzat cesaret ederek söyleyemediği siyasi yaklaşımına sözcülük yaptı.

Kısaca eğer söz konusu bu ülkelerde yaşayan Türler ise, söylenmek istenen şey gayet basit.
Artık tercihinizi yapın!
Türkiye mi, Belçika mı?

Yorumlara kapalıdır.