Çok Yakında

9 Eylül ve yeni bir devlet kurmak

Eylül 9th, 2017 | by Kuzey
9 Eylül ve yeni bir devlet kurmak
Yazarlar
0
Bahadır Güler’in Kuzey için kaleme aldığı köşe yazısıdır.
Deǧerli Kuzey okuyucuları,
Uzun bir ara ve yaz tatilinden sonra sizlerle bu satırlar aracılıǧı ile konuṣmak ve bilgi/fikir paylaṣımında bulunmak, inanın bana büyük bir keyif vermekte.
Bu ayki yazımızda ele almaya calıṣacağım konuya girmeden önce bir fiili durumun altını kalın ҫizgilerle ҫizmek istiyorum. Çünkü burada birkaҫ satırda ifade etmeye ҫalıṣacaǧım konu, bu ülke (Türkiye) ve insanlarına farkına varmadan (Bazıları bilinҫli yapmakta) yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri.
Burada iki kavramı gündeme getirmek istiyorum. Bunlar ”yobaz” ve ”gavur”. İnsanları ve ṣehirleri bu iki kavramın arasına sıkıṣtırarak karalamak/yaftalamak bence yapılagelen hatalardan en büyüǧü. İnsanlarımızı ve ṣehirlerimizi bu kavramların arkasına ekleyerek suҫlamaktan vazgeҫmeli; milyonlarca insanın tam bir birliktelikte olmasının kaҫınılmaz olduǧu bir coǧrafyada insanları ayrımcılıǧa, taraf olmaya itmenin, zorlamanın vebali ve sonuҫlarının ileride tamir edemeyeceǧimiz kadar büyük olacaǧını burada belirtmek isterim.
Bu ülkenin hangi ṣehrinde yaṣarsa yaṣasın, hangi etnik kimliǧe sahip olursa olsun; bayraǧına, milletine, inancına, ülkesinin bütünlüǧüne ve diline sahip çıkan her birey, bu ülkenin vazgeҫilmez bir parҫası olmuṣ ve olmaya devam edecektir.
Zaman, arkasındaki maddi imkanlara, siyasi güce ve desteǧe dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti´nin altını oyarak, onun yerine (adını ne koyarsanız koyun) yeni bir devlet kurma düşüncesini ve bunun çalıṣmalarının yapılması, elimizdeki gücün ve imkanların boṣa harcanmasından baṣka bir iṣe yaramayacaktır. Bu gücü ve imkanları sahip olduǧumuz ülkeyi daha da müreffeh, daha da güҫlü ve daha da yaṣanabilir bir yer haline getirmek daha mantıklı olacaktır.
Televizyon ekranlarında birilerini birilerinin yerine koyarak, bir devletin yerine baṣka bir devletin kurulduǧunu iddia ederek kamuoyunun (halkın) nabzını ölҫmeye ҫalışn tarih bilmezler, biraz daha okusalar bir devletin nasıl kurulabileceǧini herhalde anlayabilirlerdi.
Ûlkemizin iṣgalinin başlamıṣ ve bitmiş olduǧu şehir olan İzmir´in kurtuluṣuna kadar geçmis olan dönemde verilen Kurtuluṣ Savaṣı’nı, mücadeleyi, halkın her katmanından katılımı ve istiklal mücadelesini yok sayan, liderlerini halkın gözünde itibarsızlaṣtırarak varoluṣumuzu borҫlu olduǧumuz bir dönemi, ihanet dönemi olarak yaftalamak hiҫbir şey deǧilse bile, tarih ilmine ihanettir.
Tarihҫi olmadıǧı halde yazmıṣ olduǧu bir seri kitapla bir dönemi yargılamaya ҫalıṣanlardan, Kurtulus Savaṣı olmamıṣtır diyebilecek kadar bilgi yoksunu olanların biraz daha zaman harcayarak ve okuyarak bu ülkenin hangi ṣartlarda kurulduǧunu irdelemesinde fayda vardır. Bu ülkede devletin yönlendirmesinden baǧımsız araṣtırma yapan, bu konuları inceleyen onlarca araştırmacı ve tarihҫinin kitapları ve makaleleri bu saygıdeǧer zatlara mutlaka yol gösterecek; şapkalarını önlerine koyarak bir defa daha düṣünmelerini saǧlayacaktır ki, resmi devlet tarih yazılımı her ülkenin yapmıṣ olduǧu ve ortak bir kimlik, ortak bir geҫmiṣ oluṣturmanın yollarından birisi ve en etkilisidir.
Bir savaş düṣünün: 19 Mayıs 1919´da Samsun´dan baṣlamıṣ ve 9 Eylül 1922´de İzmir´e Türk askerinin girmesi ile sonuҫlanmıṣtır. 3 yıl 3 ay ve 25 günün sonunda sona erme aṣamasına gelmiṣ olan bu baǧımsızlık mücadelesi İzmir´e giren Yunan kuvvetlerinin bayraktarına ilk kurṣunu sıkan Hasan Tahsin ile ilk kıvılcımı ateṣlenmiṣ ve aynı kentte son Yunan askeri denize döküldüǧünde son bulmuṣtur. Savaṣ alanında sonlanan bu mücadele diǧer tüm alanlarda (ekonomik ve kültürel iṣgalin bitirilmesi) hâlâ devam etmekte ve bu mücadelenin kazanılmasının yolu bir ve beraber olmaktan geҫmektedir.
İzmir Konak Meydanı’nda bulunan Hükümet Konaǧı’ndaki Yunan Bayrağı´nın Teǧmen Ali Rıza, bir er ve Binbaṣı Seyfettin Bey tarafından indirilerek yerine Ay-yıldızlı bayraǧın ҫekilmesi bu topraklarda Osmanlı Devleti´nin devamı olan Genҫ Türk Cumhuriyeti’nin doǧuşunun ilanı olmuṣ ve Türk Yurdu’nu iṣgale yeltenen İngiliz güdümlü Yunan askerlerinin ṣahsında tüm emperyalistlere gereken cevap verilmiṣtir.
Rahat ҫalıṣma odalarında saçma sapan fikirler üreten tarihҫi kılıklıların ürettiği gerҫekten uzak bilgiler ile bir dönemi ve özellikle Mustafa Kemal Atatürk´ü aṣaǧılayarak yok edebileceklerini düṣünen ve hayal edenler bilmelidirler ki; bu devletin, bu ülkenin ve bu milletin ayakta kalmasının yolu geҫmiṣle kavga etmekten geçmemektedir. Her tarihi ṣahsiyeti ve yaptıklarını o dönemin ṣartları iҫerisinde deǧerlendirmek ve en azından yapılana saygı göstermek gerekmektedir.
Türk bayraǧının ülkemizin cadde, sokak ve evlerde asılmasının yasaklanması ile Türkiye Cumhuriyeti ”T.C” kavramının ayrımcılık olduǧu düṣünülerek her yerden silinmeye ve yok edilmeye ҫalıṣılmıṣ olduǧu bir dönemden ṣu an gelmiṣ olduǧumuz noktada birbirimize güvenmek, birbirimize destek olmaktan baṣka ҫıkar yolumuzun olmadıǧının farkına varmamız ve aynı geminin iҫinde olduǧumuzu unutmamamız gerekmektedir.
Yeni bir devlet kurulumundan bahseden kafalar artık bu düşüncelerini tekrar gözden geҫirmeli; bu kafalara, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara dikkat edilmeli, bu topraklarda yeni Lawrence’ların yeşermesine ve birliǧimizi bozmasına izin vermemeliyiz. Unutmayalim ki birbirimize olan güven kaybı sonumuzun baṣlangıcı olacaktır.
9 EYLÜL 1922 TARİHİNDE DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARILMIŞ OLAN GÜZEL İZMİRİMİZ´İN KURTULUŞ GÜNÜ, TÜM İZMİRLİLERE VE ULUSUMUZA KUTLU OLSUN.

Yorumlara kapalıdır.